Çiğdem Tan ilk romanı Kahramanım ile okurlarla buluştu

Kitap editörlüğü yaparak edebiyat dünyamıza katkıda bulunan Çiğdem Tan, genç yazarlar arasına katıldı. İlk romanı Kahramanım ile okurlarla buluştu.

18 Temmuz 2018 Çarşamba, 12:01

Çiğdem Tan ilk romanı Kahramanım ile okurlarla buluştu. Uzun zamandır kitap editörlüğü yapan Çiğdem Tan, şimdi yazdığı kitapla edebiyat dünyasında yerini aldı. Kahramanım, sade dili ve özgün anlatımıyla da dikkat çekiyor. Anı türünde kaleme aldığı Kahramanım isimli romanında, küçük bir kentin küçük köyü olan Tarabya’da yaşayan sıradan insanların anlamlı, duygu yüklü yaşamlarını işledi.

Kitap Haziran ayı başında Cinius Yayınevi’nden çıktı. Kitabın içinde yer alan bir kısmı kısa öykü olarak derleyerek 7. Fakir Baykurt Öykü Yarışması’nda 600’ü aşkın eser arasında üçüncü olan Çiğdem Tan, “Bildiğim sokaklardan ve bildiğim hayatlardan ipuçları almak elimi hayli güçlendirdi ancak öykü benim yaşam hikâyem değil,” diyerek, öykünün ana anlatıcısı Bahar’ın, dünyayı ve kendini tanımaya başladığı yıllarda hasta olduğu gerçeğiyle yüzleşmiş yüz binlerce çocuğun toplamı, kurgusal bir karakter olduğunu belirtiyor.

Dört yaşındaki bir kız çocuğunun gözünden hayatı anlamaya, anlamlandırmaya, yorumlamaya çalışan “Kahramanım”; 1980’lerin küçük bir şehir köyünden yansıtılan duygu yüklü bir öykünün içine gizlenmiş onlarca farklı yaşamı, Bahar’ın sade ve duru anlatımıyla okurla buluşturuyor. 80’lerin Tarabya’sına ayna tutan Kahramanım, ülkedeki sağlık ve eğitim sistemine getirdiği eleştirel bakış ve zengin içeriğini işlediği başarılı kurguyla da dikkatleri üzerine çekiyor.

Roman, Hâlid Ziya Uşaklıgil’e atfedilmiş. 

 

Çiğdem Tan ile yapılan söyleşi

Çiğdem Hanım, öncelikle ilk kitabınız hayırlı olsun… Kitabın ismi neden Kahramanım?

Çok teşekkür ederim. Kitaplarıma başlamadan evvel isimlerini belirliyorum. Bu kitabın da ismi hazırdı; “Düş” olacaktı çünkü bir kız çocuğunun düşlerini anlatacaktım… Ancak öykü ilerledikçe kahramanlar düşlerin ötesine geçip öne çıkmaya başladı. Ben de minik bir değişiklikle romanıma “Kahramanım” adını verdim.

Sizi bir kitap yazmaya yönlendiren, tetikleyen ne oldu?

“Neden yazıyorsunuz?” sorusunun sanırım tek bir cevabı yok. Zülfü Livaneli der ki “Yazı, insanoğlunun ölümsüzlüğe karşı bulabildiği yegâne çözümdür.” Sanırım ardımda bir şeyler bırakabilme güdüsü, beni tetikleyen faktörlerin başında geliyor. Yine derdini anlatabilme işidir yazmak. Bir şeylere kafa yoran ancak tek başına bir çözüm bulamayacağını bilen insanlar, genellikle duygu veya düşüncelerini yayarak o konuda duyarlılık oluşturmaya çalışırlar. Ve tabii ki edebi haz. Özenli bir üslup ve özgün bir içerikle ilmek ilmek örülmüş cümleler kurabilmek, bunu yaparken duyguyu karşı tarafa tüm gerçekliğiyle yansıtabilmek bana büyük bir mutluluk veriyor.

Kahramanım ne anlatıyor?

Kahramanım, “ben” dili ile anlatılan, anı türünde kaleme alınmış bir roman. Öykünün anlatıcısı Bahar isimli bir kız çocuğu. Bahar, şiddetli eklem ağrıları olan bir çocuk. Yoğun bir tanı ve tedavi süreci geçiriyor. O kadar küçük ki yaşadığı pek çok şeyi anlayamıyor ve hep kendince yorumluyor. Bu noktada tedavilerin psikolojik destek ile birlikte yürütülmesinin önemini vurgulamaktı hedefim.

Yine büyümeye başladığı yıllar içinde, eğitim alanında da pek çok sıkıntı yaşıyor çünkü kanunlar kronik hastalığı olan yahut uzun süre tedavi gören çocukları, sağlıklı çocuklarla aynı sınav süzgecinden geçiriyor ve onlara hiçbir imtiyaz tanımıyor. Bu noktada da eğitim sistemine eleştirel bir bakış açısı yansıttım.

Bahar küçük bir şehir köyü olan Tarabya’da yaşıyor. Tarabya, hem en zenginlerin hem de en fakirlerin bir arada yaşadığı bir yerdi seksenlerde. Yine birçok inançtan insanı bir arada barındırıyordu ki hâlen öyle. O birbirinden farklı kimliklerle Bahar’ın yolunu ara ara kesiştirdim, yine Bahar’ın bakış açısıyla onların yaşamını yorumladım. 

Kitabınızı Hâlid Ziya Uşaklıgil’e atfetmişsiniz… Neden Uşaklıgil?

Evet. Hâlid Ziya Uşaklıgil’i çok çok başka bir yerde görüyorum. Modern Türk romanının kurucu ismi ve çok değerli bir yazar olmasının ötesinde, cesur ve öncüdür de… Döneminde kimsenin cesaret edemediği şeyi yapıp romanla kadına kimlik kazandırmış; Türk romanına da dünyaya açılacağı kapıyı aralamıştır. Yolunda, izinde olduğumu bilsin istedim.

Yazarken en çok nelerden motive oluyorsunuz? İçerik anlamında kendinizi nasıl besliyorsunuz?

Ben zaten yazmayı çok seviyorum. Kimileri futbol maçı seyretmeyi sever ya, öyle bir şey… Dolayısıyla ekstra bir pekiştirece gereksinim duymuyorum. Daha iyilerini yazma noktasında motivasyonumu yükselten ise başaracak olmamın verdiği his oluyor. Klasik müziğin etkisini de inkâr edemem tabii ki. Müzik ve doğa beni sakinleştiriyor.


İmza günü düzenlediniz mi?

Henüz değil. Fuarda düşünüyoruz ama bunlar yayınevinin belirlediği programlar. Öncesinde duyurulacaktır. Ben de belli olduğunda sosyal medya hesaplarımda paylaşacağım.

Türk edebiyatını nerede görüyorsunuz?

Benim yorumumdan öte gerçekler var. Dilimiz, konuşan kişi bakımından dünyada beşinci sırada. Yapısı bakımından çok özellikli, kapsamlı, zengin… Kanımca Türk edebiyatı, Yunan ve Rus edebiyatları ile birlikte, dünyanın zirvesinde. Bunu geliştirerek çoğaltmaya devam edecek yepyeni isimler yetiştirmeliyiz.

Okurlara ne söylemek istersiniz?

Dilerim Kahramanım’ı beğenirler… Fazla özleşmeyeceğiz çünkü ikinci kitabım Ekim ayında, üçüncüsü yeni yılın ilk aylarında raflarda olacak…

Editör: Serdar Tunatürk

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz