Neslihan Önderoğlu : Cinsellik, yemek sahnesi gibi

15 Ocak 2016 Cuma, 08:54
Filler ve Balıklar hikaye kitabı

“Cinsellik yemek sahnesi gibi doğal anlatılabilmeli” diyen Neslihan Önderoğlu üçüncü öykü kitabı ile okurlarla buluşuyor. “Filler ve Balıklar” Notos Kitap tarafından yayımlandı. Yazarın ilk kitabı “İçeri Girmez miydiniz?” 2013 Haldun Taner Öykü Ödülü’ne değer görüldü.

Neslihan Önderoğlu, aynı yıl ikinci öykü kitabı Mevsim Normalleri ile öykülerinin niteliğini pekiştirdi. Yayımlanan bu iki kitapla son dönem öykücüleri arasında öne çıkan Neslihan Önderoğlu, anlattıkları kadar anlatım biçimiyle de ustalaştığını ortaya koydu.

Denebilir ki, iki kitabında aynı anlayışta öyküler yazarak yazma serüvenine kararlılık kazandırdı.

Filler ve Balıklar bir sıçrama yapıyor. Neslihan Önderoğlu hikayelerinde anlatılanlar her zaman hayatın kıyılarına dönüktür. Savrulmuş insanların hayatlarındaki çiziklerden sızar. Sahicilik duygusuyla güçlenir. Bu kitaptaki öyküleri biraz daha hacim kazanırken anlatılanların ve kişilerin dünyaları da derinleşiyor. Tedirgin ediyor.

Neslihan Önderoğlu Neler anlatıyor?

Neslihan Önderoğlu “Karla Karışık” (2014, Alakarga Yay.), “Geri Dön Hayat” ve “Burada Öyle Biri Yok” (2015, Notos Yay.) adlı öykü seçkilerini hazırladı. Sarnıç Öykü dergisinin editörlüğünü de yürüten yazar “Bana Sesini Bırak” (2015, Günışığı Kitaplığı) adlı bir gençlik romanı da yazdı.

Son kitabı için Neslihan Önderoğlu öyküye dönük anlayışını şöyle dile getiriyor: “Öykü zaten doğası gereği vurucudur. Kısıtlı bir silahla en iyi atışı yapmak zorundasınız. Elbette “en iyi atış” nedir sorusu, öykücüden öykücüye değişebilir ama benim kişisel tercihim son derece sıradan insanların, sıradan hayatlarının altını kazıdığımızda ortaya çıkan şeyler. Bunun içinde hem acı hem de ironi var bence. İkisi kol kola yürüyor. Bu dönemde hafızaya takılmamın nedeni belki de insan olarak neleri ne kadar çabuk unutup üstünü örttüğümüz meselesinin içinde yaşadığımız bu cinnet çağında daha çok ilgimi çekiyor olması.”

Cinsellik yemek sahnesi kadar doğal anlatılabilmeli

“Öykülerin üstünde defalarca çalıştım. Yine de bazı şeyler kasıtlı olarak değil “hikayeci içgüdüsü” ile ortaya çıkmış şeylerdir. Atmosfer, diyaloglar, karakterler hepsi öykünün birer parçası. Cinselliği doğal anlatabildiysem ne mutlu bana. Ne yazık ki cinselliği yazmada sıkıntı çekiyoruz. Senaryo yazarken de öyle, öykü, roman yazarken de öyle. Ya edep ağır bastığı için çok üstünkörü geçiliyor ya da fazla abartılarak pornografi sınırlarına dayanıyor. Oysa ki cinsellik de bir yemek sahnesi kadar doğal anlatılabilmeli çünkü ondan ne fazla ne de eksik ve o kadar da insana ait.”

Son dönem öyküleri hep aynı

“Belki kötü bir benzetme olacak ama Serdar Ortaç şarkılarını nasıl ki birbirinden hiç ayıramayız, çalan hep aynı şarkı gibidir, işte öyle. O kadar çok aynılaşıyor ki öyküler, bir değer erozyonu var. Ama çok iyi şeyler de çıkıyor arada. Dilerim bu kadar çok yazacaklarına insanlar daha çok öykü okurlar. Çok iyi örnekler var dünya edebiyatında. Ancak okunarak ve farklı tarz ve anlatımlara açılarak bu tekdüzeliğin üstesinden gelinebilir.”

Kaynak: Parşömen Sanal Fanzin – Onur Çalı söyleşisi  (http://parsomen13.blogspot.com.tr/)

Notos Edebiyat – Öykü
153 s. • 13*19,5 cm
Ekim 2015 • 14 TL
ISBN 978-605-9851-56-5

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz