Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur oyunu için yerinizi ayırtın

Muzaffer Yalçın
Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu bir edebiyat öğretmenidir. Uzun zamandır lise tiyatrosu grubu olan ŞAT ekibiyle oyun sahnelemektedir.

SFRPZTF Tiyatro’nun  yeni oyunu “Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur” 27 aralık 2019’da prömiyer yaptı. Şişli Tiyatro Pera’da oyuncular kadar seyirci de heyecanlıydı.

“Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur”, Uğur Kanbay’ın yazıp yönettiği ve aynı zamanda da oyuncu olarak yer aldığı bu yıl tiyatro sezonunun üzerinde en çok konuşulacak oyunlarından biri.

Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur oyunu için yerinizi ayırtın.

Uğur Kanbay “Eylül” oyunuyla geçen sezon ve bu sezon tiyatro seyircisinin beğenisini ve takdirini kazanmış bir tiyatro emekçisi. Bu başarı “Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur” oyununun merak çıtasını epeyce yükseltti.

Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur oyununun künyesinde yazan ve yöneten olarak Uğur Kanbay, oyuncu olarak ise Akant Çetin, İrem Sultan Cengiz, Uğur Kanbay ve Yunus Eski’nin adı yazıyor.  

Uğur Kanbay, farklı kültürlerde büyümeye çalışmış, büyürken de hayli yaralar almış dört genci, ay ışığı altında bir gece hobi bahçesi denilen (her şeyin imitasyonunun yapıldığı ülkemizde) tellerle bölünmüş, sahiplenmiş küçük bir toprak parçasının üzerinde karşılaştırır.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

S F R P Z T F (@sfrpztf)’in paylaştığı bir gönderi ()

 

Toprak varsa savaş vardır. Toprak varsa sahip ve sınırlar vardır. Bu yüzden insanlık nöbetçi kulelerini dikmiştir; duvarlar, setler örmüştür; sınır boylarına mayınlar döşemiştir; dikenli tel örgülerle çevirmiştir dört yanımızı; giriş ve çıkış kapıları, vizeler koymuştur.

Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur oyunu nöbetçi kulübesindeki iki asker gibi Kadir ve Matiz’in, Kadir’in annesinin iki dal domates fidanını beklerken, Kadir’in kız isteme hikayesiyle başlar. Oyun, çalınan iki domatesin peşine düşen Kadir’in, çalınmış hayatlarla karşılaşmasıyla, yaralı dört gencin kavgasına dönüşür. Oyunun merkezine Mahsun’un hikayesi oturur. Mahsun her yerinden yaralanmış ama yüzünden o çocuksu masumiyetini kaybetmemiş, bu ülkenin yaralısı.

Uğur Kanbay’ın canlandırdığı Mahsun karekterinin hikayesi içimizi acıtır. Mahsun’un hikayesi üzerinden aile kavramını sorgularız. Uğur Kanbay oyunculuğu ile tiyatro seyircisinin taktirini kazanıyor. “Eylül” oyunundaki trans karakterinden sonra bu oyunda yirmi yaşına gelmiş hala lise öğrencisi olan doğulu bir genci oynuyor. Bu iki farklı rol Uğur Kanbay’ın oyunculukta uç noktalarda dolaşmayı sevdiğini gösteriyor.  Mahsun rolüyle, gencecik yaşına dünyanın bütün acılarını sığdırmış bir karekteri oynarken “Eylül” oyununla aldığı ödüllerin tesadüf olmadığını ispatlıyor.

Uğur Kanbay’ın başarısı iyi bir oyuncusu olmasının  yanında okuyan, araştıran, yazan, yöneten emek harcayan bir tiyatro emekçisi. Mahsun karakteriyle tiyatro seyircisinin takdirini ikiye katlayacağını düşünüyorum.

Oyunun anahtarını çeviren, kapısını açan karekter Yunus Eski’nin canlandırdığı Kadir. Oyunda yarasının farkında olmayan bir karekter Kadir. Öfke kontrolü olmayan, hani “o an film kopuyor, gözüm hiçbir şeyi görmedi, vurdum, kırdım sonra da pişman oldum” diyen biri.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

S F R P Z T F (@sfrpztf)’in paylaştığı bir gönderi ()

Oyun yazarı Kadir’in neden öfkeli sorusunun cevabını, seyirciye bırakmış. Çocukluğunda Mahsun gibi şiddet mi görmüş, çocukluk ya da ergenliğinde bir tacize mi maruz kalmış? Toplum tarafından dışlanmış mı? Bilemiyoruz. Belki de doğuştan öfkeli.  Kadir, serotonin (mutluluk) hormonunun çalışmadığı bir karakter. 

Yunus Eski, Kadir karakterinin bütün duygusunu üzerinde taşıyor. Kadir’deki an be an değişen duygular Yunus Eski’nin bedeninde ve sesinde can bulurken, sahnede efsaneleşen bir oyuncuyla karşılaşıyoruz. Özellikle Mahsun’un cebindeki domatesleri bulduğu sahnede oyunculuğunu ve oyunu en yükseğe taşırken, bütün seyirciyi sahneye kilitliyor. Kavga sahnelerinde Kadir’in hayvani yanlarını görürüz. Bu sahnelerde Kadir, kontrolden çıkar. Mahsun’un hikayesini dinlerken kıvrılıp, büzülmüş ve başını kucağına almış zehirsiz bir yılana dönüşür. Mahsun, Kadir’in o hayvani yanlarını hikayesiyle törpüler ve yavaş yavaş insanlaştırır.

Kadir, cazibesi ile insanları yanına çeken fakat ona dokunulduğunda  ne tepki vereceğini bilemediğimiz bir karakter. Hem çekici hem ürkütücü. Yunus Eski, Kadir’in hem ilkel yanlarını hem de iyi, insani tarafını seyirciye geçirebiliyor. Bu başarısından dolayı takdiri hak ediyor. Sahnede büyüyen oyunculardan. 

Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur oyununun üçüncü karakteri Jiyan.

Doğduğu toprakların yükünü, acısını ve günahını boynunda taşıyan ve her tarafından kanamalı bir karakter. Şarapnel parçalarıyla yaralanmış bir bedeni iyileştirmek kolay değil. Jiyan’ın hoyratlığı, sürekli savunma halinde olması, her an ensesinde patlayacak bir bomba tedirginliğinde yaşaması doğduğu toprakların kaderinden. Oyunun en heyecanlı anı Kadir ve Jiyan karekterlerinin sahnede karşı karşıya gelmesi. İrem Sultan Cengiz, Jiyan’ın kaderini sahnede iliklerine kadar yaşatıyor. Sahnede bir rüzgar gibi esip, bütün kanayan yaralarının kanını sahnenin ortasına bırakıp, adeta sahneden kaçıyor. Jiyan karekteri, İrem Sultan Cengiz için yazılmış gibi.

Oyunun dördüncü oyuncusu Akant Çetin.

Matiz karakteriyle karşımıza çıkan Akant Çetin oyunculuğu ile seyircinin sempatisini topluyor. Matiz bütün hayata telefon objektifinden bakan biri. Nerde hayatın içinde nerde dışında pek bilemediğimiz bir tip. Matiz, Kadir gibi öfke kontrol problemi olan birinin sakinleştirici hapı. İyilik ve kötülüğün kurallarını kendi mantığına göre belirlemiş bu yüzden de seyirciyi gülümseten renkli bir karekter. Matiz, yaptığı dolandırıcılığı bile bir kek tarifi doğallığında ve tatlılığında anlatması bizim onu sevmemizi sağlar. Etrafında olanlara zaman zaman kedi dikkati farkındalığında zaman zaman da kör noktaları olan biri. Akant Çetin, Matiz karakteriyle başarılı bir performans sergiliyor. 

Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur, oyunundan çıktığımızda oyunun yer yer içimizi yakan hikayesinin yanında dört başarılı oyunculuk aklımızda kalıyor. 

Oyunun ışık tasarımı Yasin Gültepe’ye ait. Ay ışığı altında izlediğimiz oyunda, ışık gerçekliği bozmadan kullanılmış. Belki geceye ait bir iki ses efekti kullanılabilirdi. 

Dekorda da gerçeklikten uzaklaşılmamış. Oyunun temel hikayesinde var olan toprak ve tel örgünün kullanılması isabetli. Dekorda beni etkileyen en önemli unsur salıncak. Salıncak, çocukluğumuzdur. Yaraların bütün kabukları salıncakta tek tek kaldırılır. 

Oyunun hareket düzeninde Yeşim Alıç ve Deniz Akarslan imzası var.  Kavga sahnelerinin  başarısından dolayı kutlamak isterim. 

Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur, oyunuyla yaşadığımız ülkenin en minimal hali sahneye taşınmış. Lafı uzatmadan yetmiş dakikalık bir ülke fotoğrafını bir hobi bahçesinden bize yansıtıyor. 

Güvencesiz, belirsiz, istikrarsız, tehlikeli ya da geleceksiz yeni bir sınıf olan gençlerin hikayesi. Bu geleceksizler, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında ortaya çıkıp, seslerini duyuruyorlar. 

Bu yıl izlenmesi gereken en önemli oyunlardan biri “Anne Yoksa Evde Kimse Yoktur”. Yerinizi hemen ayırtın, kaçırmayın derim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.