Orijinal Günahlar oyununda günahlar orijinal değil

Muzaffer Yalçın
Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu bir edebiyat öğretmenidir. Uzun zamandır lise tiyatrosu grubu olan ŞAT ekibiyle oyun sahnelemektedir.

Gestus Tiyatro topluluğunun ilk oyunu “Etik Nedir”den sonra ikinci prodüksiyonu “Orijinal Günahlar” oyunu seyircisiyle buluştu. Orijinal Günahlar’ı Tiyatro Pera / Blackout Şişli’de izledim.

Gökhan Erarslan’ın yazıp yönettiği oyunda, Şirvan Kalenderoğlu, Ezgi Erarslan, Özer Keçeci ve Özge Ünal oyuncu olarak görev almış.

Orijinal Günahlar oyununda farklı kültür ve mesleklerden dört karekterin dört farklı hikayesini dinleriz sahnede. Bu dört hikayenin ortak noktası hepsinin benzer sonla bitmesi.

Orijinal Günahlar oyununda günahlar orijinal değil.

Dört karekter de bir mahkemede hakim karşısında sanık konumunda bize sırayla orijinal günahlarını anlatırlar. Patronlarını öldürmekten yargılanan bu dört karekter seyirciye, gerçek suçlu kim, sorusunu sorar.

Oyun broşürlerinde şu cümleyi görüyoruz, “Bazen bir işaret gelir insana. Ama Tanrı’dan ama Şeytan’dan.”

Hikayeler de günahlar da orijinal değil

Dört hikayeyi de dinlediğimizde bu işaretin tam olarak kapitalist bile olamamış bir sistemin sonucu olduğunu görürüz. Toplumda iyi diyebileceğimiz dört sıradan insana cinayet işletebilmek için kaderci anlayışla kurgulanmış bu hikayeler epik tiyatronun ruhuna hiç uygun değil.

Hikayelerde bildik kötüler, tanıdık iyiler var.

Türk televizyon dizilerinde sıkça şahit olduğumuz kötü patronlar, kader kurbanı olan işçiler, memurlar, kadınlar, öğrenciler…

Günümüz dünyasında patronların, elemanının sevgilisine asılmak ya da yanında çalışanın kız kardeşini ayarlamanın ötesinde pek çok seçenekleri var.

Böyle bir patron bana inandırıcı gelmedi.

Hem burada patrona kızmıyoruz, kendini bir cep telefonuna pazarlayan üniversiteli kızımıza kızıyoruz. Sinema televizyon öğrencisi kızımıza git Tarkovski izle, yanında iki de kitap oku, diyoruz. Bu kızımızın canına kıyacak kadar namusuna ve iffetine düşkün olması da bizi şaşırtıyor.

Her  hikayenin sonunda yazarın geldiği son bize inandırıcı gelmiyor. Oyunda, hikayeler de günahlar da bana pek orijinal gelmedi.

Afişle oyun arasında fark

Oyunun afişi güzel ve merak uyandırıcı ama oyuncuların afişteki imajını oyunda bir türlü göremedik. Afişteki Özer Keçeci’nin fotoğrafını görünce, Bernard-Marie Koltes’in Roberts Zucco karekterinde birini bekledim ama Aydınlı yöresel ağızla konuşan tatlı, saf bir tiple karşılaştım.

Orijinal Günahlar oyununda dört oyuncuya üç kişilik bir orkestra eşlik ediyor. Hikayeye uygun bilindik parçalar seçilmiş. Bu oyun için yazılmış, bestelenmiş müzikler olsaydı, bizi oyunun içine daha iyi çekeceğini düşünüyorum. 

Her karekter hikayesine başlamadan önce sahnedeki tahtaya epizotun adı yazılıyor, müziklerle seyirci hikayeye hazırlanıyor.

Oyuncular istekli ve gayretli

Bütün oyuncular, hikayesinden önce sahne ortasında bir kovanın içindeki suda günahlarından arınmaya çalışır. Bu anlatım dili çok başarılı ve etkiliydi. Bu sahne ben de, Lady Macbeth’in ellerinden bir türlü kan izini çıkaramamasını çağrıştırdı.

Bütün oyuncular çok istekli ve gayretli. Oyunu sahiplenmişler, oyunun sonuna kadar enerji düşmüyor. Özellikle Özge Ünal’ın elektrikli kay kay üzerindeki performansı alkışa hak ediyor.

Oyunu yazan-yöneten aynı zamanda sahne ve kostüm tasarımı da yapan Gökhan Erarslan. Işık tasarımda Serdar Tuncer’in, müzik tasarımda ise Emre Can Yaylı’nın imzası var. 

Tiyatronun altın çağını yaşadığı ülkemizde daha çok oyun sahnelenmesi ve daha çok izleyiciyle buluşması dileğiyle…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Hogir dedi ki:

    Güzel noktalara değinilmiş hocam elinize sağlık 👏

  2. Rahim dedi ki:

    Beğendim sade ve akıcı bir dille yorum yapılmış tebrik ediyorum…