Erdinç Akkoyunlu ilk romanı Babamın Cinayet Defteri ile

Gazeteci Erdinç Akkoyunlu ilk romanıyla okurların karşısına çıkıyor. Farklı alanlarda muhabirlik ve editörlük yaptıktan sonra son yıllarda edebiyata dair makaleler yazan Erdinç Akkoyunlu’nun Babamın Cinayet Defteri adlı ilk romanı nitelikli edebiyat konusundaki hassasiyetiyle tanınan Notos Kitap tarafından basıldı.

Erdinç Akkoyunlu ilk romanı Babamın Cinayet Defteri ile edebiyat dünyasında yerini aldı. Gazetelerde muhabirlik ve editörlük yapan son yıllarda ise edebiyata dair yazılarıyla tanınmaya başlayan Erdinç Akkoyunlu, Babamın Cinayet Defteri adlı romanı ile okurların karşısına çıktı. 

Babamın Cinayet Defteri, nitelikli edebiyat konusunda hassasiyeti ile bilinen Notos Kitap’tan çıktı.

Babamın Cinayet Defteri, Erdinç Akkoyunlu’nun gazetecilikten gelen araştırmacı kişiliğinin bir yansıması olarak edebiyat dünyamızda yerini aldı. Romanda, Türk basınından bir dizi sürprizler yer alıyor. Romanın, Türk basınındaki karakterleri kadar konusuyla da ilgi çekmesi bekleniyor.

Adından da anlaşılacağı gibi polisiye türde bir roman olan Babamın Cinayet Defteri sıradan bir ilk roman değil. İncelikli araştırma ve tarihi bilgiler ışığında Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasal-sosyal olaylarda yolculuğa çıkılıyor. 

Babamın Cinayet Defteri tanıtım yazısından

Kitabın tanıtım yazısında şöyle deniliyor: “Yıllarca Cumhuriyet gazetesinin polis muhabirliğini yapan Baretta Gölgesiz Kemal Metin’in haberlere sığdıramadığı ayrıntılar, onun defterinde okuru kendine bağlıyor. 17. yüzyılda Sultanahmet Camii’nin yapımı sırasında işlenen tuhaf cinayetlerden 1970’lerde ambargo günlerinin yoksulluğundaki kayıp aslan paniğine kadar tuhaf ve sarsıcı hikâyelerle dolu defterin izini süren gazeteci Altan Metin, bir yandan babasının faili meçhulünü aydınlatmaya çalışırken bir yandan da kayıp kardeşi Erkan’ı arıyor. Bir filozofu ölümden kurtarmaya uğraşırken bir eski katilin de elini kana bulamasına engel olmaya çabalıyor. Ve bu kargaşada iki kadının aşkını yaşarken Uğur Mumcu’ya kurulan suikast komplosunun parçası olmamaya çalışıyor.

İçinde Yaşar Kemal, Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök ile Orhan Pamuk’un da olduğu, Türk ve dünya edebiyatındaki çeşitli metinlere göndermeler yapan Babamın Cinayet Defteri okudukça katmanları yoğunlaşan, az rastlanan türde bir politik-psikolojik-polisiye.

Erdinç Akkoyunlu, her okunduğunda farklı sırlarını okurla paylaşacak bir roman yazmış.”

İç içe geçen tarihi olaylara yolculuk

Gazetelerdeki cinayet haberlerinin git gide uğradığı değişim ve toplumdaki cinayet algısının ele alındığı roman, 1950-1980 yılları arasında Cumhuriyet Gazetesi’nin polis muhabiri Baretta Gölgesiz Kemal Metin’in haberlere sığdıramadığı ayrıntılarla tuttuğu cinayet defterindeki olaylara dayanıyor.

Babasının 12 Eylül darbesinden hemen sonra faili cinayete kurban gitmesinin ardında, yine her biri ayrı bir silah markası lakabına sahip bir grup gazete polis muhabirinin olduğunu düşünen ve babasının yerine önce Cumhuriyet’te sonra da Hürriyet’te çalışan gazeteci Altan Metin, bir yandan cinayeti araştırırken bir yandan kayıp kardeşini arıyor, öte yandan sonu Uğur Mumcu suikastına varacak bir komploya istemese de dahil oluyor. Romanda Sultanahmet Camii’nin 1600’lü yıllardaki inşası sırasında işlenen bir cinayete de yer veriliyor.

Cinayet haberleri değersizleşiyor

Erdinç Akkoyunlu, Babamın Cinayet Defteri romanına dair şunları söylüyor: 

“Romanı yazma fikri 2001 yılında oluştu. 2002 yılında Gazi İletişim’de okurken, tüm basılı gazetelerin arşivde küflendiğini gördüm. 1930’dan 2005’e kadar olan gazetelerin manşetlerini, politika ve 3. Sayfalarını okudum. Cinayet haberlerine toplumun bakışının değişmesini izledim. İlk yıllarda bir cinayet işlenmesi büyük bir infiale neden olup bu olay gazetelerde sayfalarca yer alırken, daha sonra toplumda cinayetler kanıksanıyor, cinayet haberleri tek sütuna iniyordu.

Türkiye’nin kaos yılı 1992 

Daima modern romanın, ülke edebiyatının en iyi örneklerine atıf yapmasından yanayım. O nedenle de romanı yazacak tarih olarak, gazete arşivlerinde yaptığım araştırmada 1992’yi Türkiye’nin değiştiği tarih olarak gördüm. Güneydoğu’da PKK ile yoğun kayıpların verildiği çok şiddetli çatışmalar, Doğu’dan İstanbul’a yoğun insan göçü, Refah Partisi’nin oylarını yükseltmesi, İstanbul’da yaşanan büyük hava kirliliği, Bosna’da soykırım, Almanya’da Türklerin evlerinin yakılması… Tam bir kaos ortamı hakimdi.

Cumhuriyet Gazetesi’ndeki değişim, Babıali’den Hürriyet’in de taşınmasıyla bir devrin bitişi aynı tarihte yaşanıyordu. O nedenle kurgum gereği Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök romanda yer almalıydı. İsmen geçirmek yerine onları diyalogla da yazdım. Roman, siyasal polisiye kurgum gereği de suikasta bağlanmalıydı. Uğur Mumcu da romanda böyle yer aldı.”

Erdinç Akkoyunlu hakkında kısa bilgi

Erdinç Akkoyunlu, 1983 yılında İstanbul’da doğdu. 2006’da Ankara Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. 2004 yılından itibaren Sabah, Milliyet, Akşam ve Star gazetelerinde gazetecilik yaptı. 2020’den beri bağımsız gazeteci olarak yaşamını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası yayınlarda Akkoyunlu’nun geliştirdiği “sadeliğin ihtişamı”, “metin İklimi”, “öğretici yazar” terimleri ona atıf yapılarak kullanıldı. 2009-2020 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın Kartı taşıdı, ayrıca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi.

Haberde Medyaradar.com sitesinde çıkan röportajdan yararlanılmıştır

Cem Cengiz Yarar
Cem Cengiz Yarar
Dededen kalma 1500 kitaplı evde doğduktan sonra, yolunu haliyle bulması kolay olmuş. Kitapların izinde, sinema, resim, tiyatro alanında yazılar yazıyor. Senaryo çalışmaları bulunuyor. En çok sevdiği şey buradan okurlarla paylaşımda bulunmak.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.