İkinci şehrim Berlin yılbaşı öncesi rotam

Sayım Çınar
Hürriyet Kelebek'te yazıyor. Kitap dünyasının, kültür-sanat hayatımızın nabzını tutuyor. Yazar ajanı. Edebiyatımıza yeni yazarlar kazandırıyor. Aynı zamanda tam bir gezgin. Dünyayı gezmeyi, yeni kültürler tanımayı seviyor. Sinema, film festivallerinin vazgeçilmez isimlerinden. İletişim: sayimcinar@gmail.com

Berlin benim ikinci şehrim gibi… Yeni yıl öncesi Berlin’deydim. Her gittiğimde farklı tadlar, farklı keşifler yaşıyorum bu şehirde. Son gezimde Berlin’le ilgili hissetiklerim, gördüklerim ve yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Berlin: Cazibeli ve Etkileyici

Seyahat etmek cazip bir ve güçlü bir eylemdir. Onun cazibesine ve gücüne dayanabilen var mıdır ki? Hayat gıdamı, enerjimi sanırım seyahatlerden, yollardan alıyorum. Ve ışığımı da yola veriyorum.

‘Gezgin’ kelimesinin içinde aynı zamanda ‘zengin’ kelimesinin de yer aldığını fark etmişsinizdir. O halde ben de aynı zaman da ‘zenginim’. Bir insan hayattan başka ne ister ki? 

Sayım Çınar, “ikinci şehrim” dediği Berlin’i yılbaşı öncesi gezdi.

En az bir ay kalıyorum

Bu zenginliğin başlıca kaynağı Berlin’dir, diyebilirim kolayca. En az bir ay kalıyorum her yıl Berlin’de. Ne kadar gidersem gideyim her defasında yeni bir şeyler buluyorum bu şehirde.

Yılbaşı zamanı gitmek güzel bir deneyimdir Berlin’e. Her ne kadar avro yükselmiş olsa da Türkiye’den çok daha iyi şekilde yiyip içebiliyorsunuz. Her defasında kaostan kaçıyorum Berlin’e geldiğimde.

İstanbul ve Berlin akraba şehirler

İstanbul ve Berlin akraba şehirler benim için. İşgaller, büyük değişimler, tarih…

Yılbaşında gidildiğinde coşkuya hazır olun. Kitapçıları gezin, bağımsız kitapçılardan alışveriş yapın, kitapları karıştırın, kartpostallar arasında kaybolun.

Berlin kıskanç bir şehir. Yalnız gezince daha çok şey bulabiliyorsunuz. Aranıza kimse girmemeli şehirle.

Ciddiyetle işini yapan insanları seviyorum. Almanya’da her işin erbabı böyle.

Kreuzberg’in Türkiye coşkusunu seviyorum.

Şehri toplu taşımayla keşfedin

Her zaman söylerim. Toplu taşımayla yolculuk edin, şehri böyle keşfedin. Steril bir deneyim yaşamayın.

Alışveriş merkezlerinde kendinizi kaybetmek, buz pateni yapan insanları şehrin meydanlarında görmek hep eğlenceli. Adeta bir filmden fırlamış gibi sahneler yaşıyorsunuz. Elinizde de kahveniz olmalı tabii.

2. Dünya Savaşı sonrası yıkılan ve devamında restore edilen binalar, tarihi ve günü aynı anda hatırlatıyor.

Müzeler yine radarımdaydı. Berlin Duvarı’nın kalıntılarını her defasında görmeye gidiyorum. Bach fonda oluyor her defasında.

Asya, Çin, Vietnam, Türk mutfağının en iyi örneklerini bulabilirsiniz bu şehirde. Üstelik 10 avroya ziyafet çekebilirsiniz kendinize.
Sokak kültürünü ve yemeklerini asla ıskalamayın.

Berlin’de Sayım Çınar ve kadim dostu Gülçin Wilhelm.

Gülçin Wilhelm ile Berlin 

Dostlar, dostluklar şehri şehir yapar. Gülçin Wilhelm önemli çeviriler sahibi kadim bir dostum. He zaman ‘iyi ki tanışmışım’ diyeceğim bir insan. Kendisinin Almancadan dilimize çok önemli çevirileri var.

Volker Kutscher’in Sessiz Ölüm ve Vaterland Dosyası, Stefan Zweig’ın Dünün Dünyası gibi… Gülçin beni Berlin’de Zwiebelfisch adlı güzel ve çok hoş bir kafeye götürdü. Burası özellikle sanatçıların sevdiği farklı bir atmosfere sahip. Biz de bu saygın kafede Gülçin Wilhelm ile göçmenliğe, hayata dair güzel şeyler paylaştık.

Yılbaşı ile ilgili son bir söz: Noel Baba zenginliğini utanarak dağıtıyor. Bunun için seviyorum onu. Sinema müzesi de yine mutlulukla gittiğim yerlerden.

Fatih Akın’la karşılaşmak güzel bir tesadüf oldu.

Berlin ruhlara akmak için yeni yılda da yeni ziyaretçilerini bekliyor.

ETİKETLER: ,
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.