Nazım maçta hangi romancıyı tekmeledi

Nazım maçta hangi romancıyı tekmeledi

Nazım maçta hangi romancıyı tekmeledi? Dünyanın futbol günleri önümüzdeki günlerde Brezilya’da başlayacak. Öyle çekici bir oyun ki futbol, ünlü edebiyatçılarımızdan bazılarının futbol aşkları okunmaya değer. Mesela şu fotoğraftaki kim mi? Nazım Hikmet hangi romancıya maç sırasında tekmeyi patlattı? Cezaevinde futbol topunun peşinde nasıl koşuyorlardı?

Orhan Kemal ve Haldun Taner

Bu fotoğrafta gördüğümüz Orhan Kemal (sol başta) Haldun Taner ve Halit Kıvanç (hakem). Adanalı ünlü romancımız Orhan Kemal, Seyhan Spor ve Toros Spor’da oynamış. İyi bir golcü olduğu anlatılıyor. Forvet oyuncusu olan romancımız 8 Haziran 1964 tarihli bu fotoğrafta Keşanlı Ali Destanı oyuncuları ile edebiyatçılar arasındaki maçın başlama vuruşu için bekliyor.

Karşılaşmada Orhan Kemal’in takımında Ülkü Tamer, Şükran Kurdakul gibi edebiyatçılar var. Takımın en büyük destekçisi ise saha kenarındaki Fazıl Hüsnü Dağlarca.

Kaptan Haldun Taner’in takımında ise Engin Cezzar, Erol Günaydın, Aydemir Akbaş bulunuyor. Maçın başlama vuruşunu yapan ise Keşanlı Ali’nin bir başka oyuncusu Gülriz Sururi.

Ayakkabılara dikkat

Fotoğrafta hemen dikkatinizi çeken ayakkabılar… Futbol ayakkabısını bırakın, bir spor ayakkabıları bile yok. Bazısı kösele ayakkabıyla bazısı da ayakkabısız yana sadece çorapla oynuyor. Maçı edebiyatçıların 5–3’lük galibiyetiyle tamamlanıyor. Orhan Kemal maçın son dakikasında kösele ayakkabısıyla uzaktan attığı şutla nefis bir gol atıyor ve sahayı omuzlar üzerinde terk ediyor.

orhan1

Ülkü Tamer anlatıyor

Edebiyatçılar takımında oynayan Ülkü Tamer ise o günü şöyle anlatıyor:

Ben santrfor oynuyordum. Kaptanımız Orhan Kemal’di. İkinci devrenin hemen başında Keşanlıların iki golü geldi. Şanslı günümdeydim anlaşılan. Bir gol daha attım. Biraz sonra da ceza alanı içinde resmen biçildim. Halit Kıvanç penaltımızı verdi. Çok penaltı gördüm bugüne kadar. Lefter’in, Metin’in, İstanbulsporlu İbrahim’in penaltılarını nasıl unutabilirim!

Ama o gün Orhan Kemal’in attığı penaltı kadar güzelini görmedim desem, kimseye haksızlık etmiş olmam! Orhan Ağabey, kaleciyi sağa yatırıp sol köşeye gönderdi topu. Şimdi kaleciler penaltı atışlarında kendilerini bir yana atıp işi biraz da şansa bırakıyor ya, öyle değil! Usta yazar, futbolculukta da ustalığını konuşturdu, kaleciyi resmen aldattı. Hepimiz topun sağ köşeye gideceğini sandık!…Maç bitti. 5-3’lük yenginin coşkusuyla, kaptanımız omuzlarımızda, sahada bir tur attık… Sonra da soluk soluğa, yerlere yığıldık.

Nazım Hikmet kabiliyetsiz

Orhan Kemal’in futbol sevgisi yoğundur. Bursa cezaevinde yatarken bile top peşinde koşmaya devam eder. O günleri anlattığı bir anı kitabında hapishane arkadaşı Nazım Hikmet’in de futbola ne kadar meraklı ama kabiliyetsiz olduğunu anlatır:

“…(Bursa) hapishane(sinin) bahçesi (futbol için) adam akıllı müsaitti. Bizden evvel de zaten adetmiş, oynarlarmış. Lakin başgardiyan zaman zaman engel olur, futbol topunun bahçe duvarından dışarı aşıp, geri gelmesiyle “esrar kaçakçılığı” yapılmak ihtimalini –zayıf, çok zayıf bir ihtimal olmakla beraber- sebep olarak gösterir, eğlence babında belki tek vasıtamızı da elimizden almak isterdi. Başgardiyanın gönlü edilip, top oynamaya izin koparıldığı ikindi üzerleri, iki takım halinde bahçeye inerdik…(Ben) okulu futbola değişecek kadar bu işin tiryakisiydim. Uzatmayalım, günün birinde aramıza uzun boylu, sarı saçları kıvır kıvır, kırk yaşlarında, mavi gözlü bir de şair karıştı…

Hem de takımın en zor yerinde oynuyordu: Ortahaf! Şiirdeki kadar usta, yahut nefesli olmadığı için, onu ve ona dayanan defansı kolaylıkla geçer, onu çıldırtırdık. Öyle sinirlenirdi ki… Kurşunî kasketinin siperini hırsla geriye çevirir, santrafora geçer, beklere (savunma oyuncularına), haflara (kanat oyuncularına) çıkışır, oyuncuların yerlerini değiştirirdi ama, oyun başladıktan az sonra her şeye rağmen… İnerdik kalelerine ve… GOOOOL! İfrit olurdu… Kıpkırmızı yüzü, masmavi gözleri ve yüzünün kırmızılığında kaybolan sarı kaşları… Hele çalım yapar yutturursak öyle içerlerdi ki, sahada bir faul kralı kesilir, elle, kolla, tekmeyle girişirdi. Bir gün esaslı bir tekmesini yemiştim, hani laf aramızda, çok nefis bir tekmeydi…”

Editör: Kenan Kaldan

Yavuz Rençberler
Yavuz Rençberler
724kultursanat.com ‘un kurucusu. Gazeteci, televizyon programcısı, iletişim danışmanı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV mezunu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ödülü sahibi. Mesleğinin verdiği refleks ve pratiklikle kültür sanat alanında olanları değerlendirmeye paylaşmaya çalışıyor. İçinde insan olmayan kitaba, içinde kitap olmayan insana inanmıyor. İnsanın yazılmamış sayfalarının yazılanlardan daha çok olduğuna inanıyor. İletişim: yavuz@724kultursanat.com
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.