Yusuf Atılgan’ın en sevdiği yönetmenler

Türk edebiyatının önde gelen romancılarından Yusuf Atılgan’ın sinemaya olan ilgisi nasıldı? Hangi yönetmenleri severdi? Oğlu bu konuda bilgi verdi.

Yusuf Atılgan’ın en sevdiği yönetmenler

Yusuf Atılgan’ın en sevdiği yönetmenler kimler mi? Yusuf Atılgan’nın oğlu yazar Mehmet Atılgan anlattı. “Aylak Adam” ve “Anayurt Oteli” gibi kült romanların yazarı Yusuf Atılgan, ölümünün 30’uncu yılında İstanbul Ataşehir’de anıldı.

Anma etkinliği Ataşehir Belediyesi’nin kasım ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında Neşet Ertaş Kültürevi’nde düzenlendi.

Etkinlikte Yusuf Atılgan’nın oğlu yazar Mehmet Atılgan, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyeleri Burcu Şahin ve Erhan Kıvanç yeraldı. Programın moderatörlüğünü ise Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Aslan Erdem yaptı.

Yusuf Atılgan hangi yönetmenleri severdi

Mehmet Atılgan babası Yusuf Atılgan ile ilgili renkli anılarını ve hayatına dair ilginç detayları aktardı. Bunlardan biri de Yusuf Atılgan’ın sinemaya olan sevgisine dairdi:

“Sinemaya çok düşkündü. İstanbul’da üniversite öğrenciliği sırasında Beyoğlu’nda, sonrasında köyde yaşadığı dönemdeyse Manisa ve İzmir’de sık sık sinemaya gidermiş. Yazarlığının arkasında bir ölçüde sinema aşkının da olduğunu düşünüyorum. Benim çocukluğumda adı Sinema Günleri olan İstanbul Film Festivali’ni hiç kaçırmazdı. Filmlerinden beğeniyle bahsettikleri arasında Coppola, Kubrick, Polanski, Peckinpah gibi Amerikalı ‘auteur’ yönetmenleri, Avrupa ve dünya sinemasından Fellini, Truffaut ve Kurosawa’yı hatırlıyorum. Bunların dışında aklımdan çıkmayan bir anı var. Bir gün evde gazete okurken anneme döndü. Neredeyse gözleri dolarak ‘Serpil, John Cassavetes ölmüş. Çok iyi yönetmendi. Kendine özgü, bambaşka bir tarzı vardı. Gençti de, yazık.’ dedi. Cassavetes yıllar sonra filmlerini izleyince benim de en sevdiğim yönetmen olduğu için şu an  bunu hatırlıyor olmak benim için çok değerli.”

Mehmet Atılgan, babası Yusuf Atılgan ile ilgili ilgi çekici hayat detaylarını paylaştı.

Çok iyi bir babaydı

Akademik incelemelerin ardından söz alan Mehmet Atılgan da babasını anlattı: “Aklımda 10 yıllık babamla geçirdiğim bir evren var. Çok şefkatli, iyi bir babaydı. Beni gördüğünde gözünün içi gülerdi. Bana bağırdığını hiç hatırlamıyorum. Hatta Anayurt Oteli kitabını yazarken cama çıkar çocuklara bağırırmış. Çocukları pek sevmezmiş ama ben doğduktan sonra çocuklara bakış açısının değiştiğini bütün arkadaşları söyler. Çok iyi bir çocukluk dönemi geçirdiğimi söyleyebilirim. Moda’da dolaşırdık babamla. Bana sevdiği sokakları, evleri gösterirdi. Kitaplarında da fark etmişsinizdir sokak isimlerine meraklıydı. Küçük Çamlıca’yı çok severdi. Orada, tepede bir melengeç ağacı vardı. Ona ‘koca melengeç’ derdi. Altında oturup çay içerdik. Vapura binmeyi çok severdi. Bütün vapurların ismini, nerede yapıldığını bilirdi. Çalıştığı dönemlerde beni Karacan Yayınları’na götürürdü. Orada da esnaf lokantalarında birlikte yemek yediğimiz anları hatırlıyorum. Milliyet’te çalıştığı dönemler her gün bana kitap, oyuncak getirirdi.”

Yusuf Atılgan’ın beğendiği yazarlar 

Beğendiği yazarlara gelince babasının Kafka’yı çok sevdiğini söyleyen Mehmet Atılgan,“Kendi evrenini yaratan belki de tek yazar” yorumunu yaptığını aktardı.

Mehmet Atılgan konuşmasının son bölümünde şunları söyledi:

“Babam köy ve kırsalı çok iyi bilirdi. Muhtemelen biraz da o yüzden eserlerinde köy ve kırsaldaki yaşantıya geniş yer veren iki yazar Anton Çehov ve William Faulkner’dan çok etkilenmişti. Çehov’un ‘Bozkır’ adlı uzun öyküsünün en sevdiği öykü olduğunu biliyorum. Bozkır’la ilgili bir gün anneme ‘Yıllar sonra yine okuyayım dedim, dayanamadım ağladım.’ dediğini hatırlıyorum. Varlık dergisinin Aylak Adam yayımlandıktan kısa bir süre sonra kendisiyle yaptığı bir söyleşide Çehov ve Faulkner’ı ‘hayranlıkla, hatta kıskanarak’ okuduğunu söylüyor. ‘Okuyanı anlattıkları ortama katıveren, onu yarattıkları kişilerin yaşayışına, duygularına ortak eden bu iki sanatçı, söz sanatının ereği buysa, varmışlar bu ereğe.’ diyor. Aynı söyleşide sevdiği yazarlar arasında Dostoyevski, Gide, Montherlant, Camus, Sartre, Simenon, Huxley, Joyce, Greene, Capote, Sait Faik, Vüsat O. Bener, Nezihe Meriç’i, şairlerden de Fazıl Hüsnü Dağlarca, Behçet Necatigil, Metin Eloğlu, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’yı sıralıyor. Son dönemde okudukları arasında ise Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ı ve Patrick Süskind’in Koku romanından beğeniyle bahsettiğini hatırlıyorum” diye konuştu.

ETİKETLER:
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.