Buğra Gülsoy Birinci Kıyamet romanı ile okurların karşısında

Ünlü oyuncu Buğra Gülsoy ilk romanı Birinci Kıyamet ile hayranları ve okurlarla buluşmaya hazırlanıyor. Kitap 1 Ekim’de raflarda olacak.

Buğra Gülsoy Birinci Kıyamet romanı ile okurların karşısında

Buğra Gülsoy Birinci Kıyamet romanı ile okurların karşısında. Ünlü oyuncu ve yönetmen Buğra Gülsoy ilk romanı Birinci Kıyamet ile okurların ve hayranlarının karşısına çıkıyor. 

Buğra Gülsoy’un romanı Birinci Kıyamet, İnkılâp Kitabevi’nden çıktı. Ön siparişi alınan roman, 1 Ekim 2019 tarihinde raflarda yerini alacak. 

Roman Türkiye ve dünyayı etkileyen sporcu Sabri Mahir’in hayat hikâyesinden esinlenerek yazıldı. 

Birinci Kıyamet: Kaçak bir yolcunun gerçek hikâyesi

Buğra Gülsoy’u oyunculuğuyla tanıyoruz. Tiyatro yazarı, senarist ve yönetmenlik de yapan yani sahne sanatlarının içinde olan Buğra Gülsoy bu kez bir roman ile hayranlarının karşına çıkıyor. Edebiyat dünyasına Birinci Kıyamet adlı roman ile adım atan Buğra Gülsoy, gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor. 

Buğra Gülsoy romanında Sabri Mahir üzerinden dünyanın kötülüğünü, nefreti, öteki olmayı, korkuyu, yüzleşmeyi anlatırken, aşkı ve vatanı aynı teraziye koyarak zamanın yoksunluğuna vurgu yapıyor.

Buğra Gülsoy, romanı için “Sevginin yerini öfkenin aldığı, umutların tükendiği bir dönemde Osmanlı imparatorluğundan Fransa’ya, İspanya’dan İngiltere’ye ve Almanya’ya uzanan, tüm kıyametlerin nedeni olup zamanın çökmesini sağlayan kaçak bir yolcunun gerçek hikâyesi” diyor. 

Sabri Mahir kim mi? Galatasaray Lisesi’nde Tevfik Fikret’in müdürlük yaptığı dönemde okudu. Galatasaray futbol takımında oynadı. Boksa da meraklıydı. Yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. İspanya’da rakibini nakavt edince, dönemin İspanya Kralı boksu ülkede yasakladı. Ardından Almanya’ya geçen Sabri Mahir, burada da boksta ünlü oldu. Nakavt üstüne nakavtlarla rakiplerini devirdi. Almanlar için şampiyonlar yetiştirdi. Almanya’da yaşadı.

Buğra Gülsoy Birinci Kıyamet romanında Sabri Mahir’in hayatından esinlendi.

Buğra Gülsoy, 1900’lü yıllarda dönemini etkileyen bir sporcu olan Sabri Mahir’in hayatından esinlenerek romanını yazdı. Roman aslında bir kişinin izini sürüyor… Bu yolculukta tarihin içinden geçen “Birinci Kıyamet” bir kişinin değil, tüm insanlığın kıyameti oluyor.

Roman, evrensel bir konuyu ele alırken yazarın kullandığı dil, akıcılık ve kurgu da okura yeni bir pencere açıyor…

Zülfü Livaneli, Buğra Gülsoy’un ilk romanı için şöyle diyor: “Buğra Gülsoy, bir ilk romandan beklenmeyecek bir kurgu ustalığı ve işlek bir dille okurlarına ilginç bir hikâye anlatıyor.  Okurların sayfalar akıp giderken alacağı edebiyat tadını tahmin edebiliyorum.”  

Buğra Gülsoy Birinci Kıyamet romanı ile edebiyat dünyasına adımını atarken, ikinci roman da yolda. Devam romanı olarak basılacak olan “İkinci Kıyamet” de yakında okurlarla buluşacak. 

Birinci Kıyamet romanının tanıtımından

“Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları. Her şeye karar veren suyun akışıdır Sabri, bunu unutma,” demişti Tevfik Öğretmen. Genç olmamın vermiş olduğu bilgisizliği kibirlerimin ardına saklamıştım: “Her türlü biri diğerini yiyecek, ne anlamı var ki?” Gözleri üzerine oturan tebessüm sorduğum soruya değil, kendi cevabına aitti: “O zaman sen de suya girme.” Suya girmemek mi? Bir korkak olarak mı yaşamam gerektiğini söylüyordu bana? Bu satırları yazarken ne demek istediğini biliyorum şimdi. Ama her şey için çok geç artık. Nereden bilebilirdim ki; kendi zamanımda yaktığım bir kibritin benden sonraki zamanları kasıp kavuracağını. Bir insanın asla şahit olmaması gereken şeylere tanık olan ben, tüm kıyametlerin nedeni oldum. Bütün zaman benim yüzümden çöktü!

Önce dünyaya atıldım, sonra da dünyadan.

 

Serdar Tunatürk
Serdar Tunatürk
Cağaloğlu’nda yayınevlerinin arasında büyüdü. Eski kitap, imzalı kitap koleksiyoneri. Osmanlıca eserler üzerinde araştırmalar yapıyor. Türk tarihi alanında okumalar yaparak ve paylaşımlarda bulunuyor.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.