Orhan Pamuk toplumu ahmaklaştırıyor mu?

26.03.2021
A+
A-

Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, yeni romanı Veba Geceleri ile gündemde olan Orhan Pamuk’u hedefine koyarken edebiyat dünyasındaki CIA operasyonunu yazdı.

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, Veba Geceleri adlı son romanının duyurusunu yapalı neredeyse 4 yıldır oldu. Roman çıktı çıkacak, yazıldı yazılıyor derken geçtiğimiz günlerde raflarda yerini aldı.

Romanın raflara çıkmasının ardından Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, Orhan Pamuk’u hedefine alan sert bir yazıyı kaleme aldı. 

“Edebiyatla ahmaklaştırmak” başlıklı yazısında Soner Yalçın, CIA’nın edebiyat üzerinden yaptığı operasyona vurgu yaparak, Orhan Pamuk’un da bu tür bir proje ürünü olduğunu ima etti. 

PR’CI ORHAN PAMUK

Soner Yalçın Sözcü’deki köşesinde Orhan Pamuk’un PR için her fırsatı değerlendirdiğini kaydetti: “Öyle ki: Romanı mat­baadayken Rasim Ozan Kütahyalı ve Nagehan Alçı çiftiyle evinde çektirdiği fotoğraf bile sosyal med­yaya sızdırıldı. Doğal olarak yer yerinden oynadı. PR’ın iyisi kötüsü olmaz değil mi? Edebiyat artık “piya­saya” düşmüştür; değeri medyada yer alışı ile belirlenmektedir.”

Yalçın, yazısına dayanak olarak edebiyat eleştirmeni Taylan Kara’nın “Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefey­le Çökertme” kitabını kullandı. Soner Yalçın, kitaptan alıntı yaparak edebiyat dünyasındaki CIA destekli operasyonu yazdı.

Soner Yalçın’ın çok konuşulacak o yazısını okuyabilirsiniz:

EDEBİYATLA AHMAKLAŞTIRMAK

Orhan Pamuk, yeni romanına başladığını söy­ledi.

Orhan Pamuk, yeni romanının yarısına geldi­ğini söyledi.

Orhan Pamuk, yeni romanını yakında çıkara­cağını söyledi.

Orhan Pamuk, yeni ro­manını bitirdiğini söyledi.

Orhan Pamuk, yeni romanını 2017’de çıkaraca­ğını söyledi.

Orhan Pamuk, yeni romanını 2020’de çıkaraca­ğını söyledi.

Orhan Pamuk, yeni romanını 2021’de çıkaraca­ğını söyledi.

Orhan Pamuk, yeni romanının tanıtım video­sunu yaptırdı.

Orhan Pamuk, yeni romanı için yaptığı çizim­ler medyaya sızdı.

Orhan Pamuk, yeni romanının kitap kapağı­nı kendi çizdi.

Orhan Pamuk, yeni ro­manı için röportajlara başla­dı; -geç de olsa- Ayasofya tartışmasına katıldı.

Orhan Pamuk, –her ese­rinde olduğu gibi Doğu-Batı karşıtlığını yazdığı- “Veba Geceleri” adlı yeni roma­nına yaşadığımız pandemin­den çok önce başladığını söyledi.

Orhan Pamuk, yeni romanının kafasında otuz yılda oluştuğunu söyledi.

Orhan Pamuk, yeni ro­manına 3.5 yıldır çalıştı­ğını söyledi.

Orhan Pamuk… Orhan Pamuk… Orhan Pamuk…

Orhan Pamuk’un med­yadaki algı yönetimi çok başarılı.

Öyle ki: Romanı mat­baadayken Rasim Ozan Kütahyalı ve Nagehan Alçı çiftiyle evinde çektirdiği fotoğraf bile sosyal med­yaya sızdırıldı. Doğal olarak yer yerinden oynadı. PR’ın iyisi kötüsü olmaz değil mi? Edebiyat artık “piya­saya” düşmüştür; değeri medyada yer alışı ile belirlenmektedir.

Size bugün “Veba Gece­leri” romanını değil, başka bir kitap tanıtmak istiyo­rum.

Diyebilirsiniz ki, “o halde bu girişi niye yaptın?” sebe­bi var kuşkusuz…

CIA FONLARI

Taylan Kara…

Edebiyat eleştirmeni.

Üç ciltlik “Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefey­le Çökertme” kitaplarının her sayfasını bilgi edinerek, düşünerek, sonuçlar çıkara­rak okudum…

“Taylan Kara” adını biliyordum ama yazdıklarını dikkatli, ayrıntılı okuma­mıştım. Kitap sayfalarını çevirdikçe şaşırdım. Telefona sarıldım, tebrik ettim. Hat­ta Odatv’de yazmasını rica ettim.

-“Sizin başınızı belaya sok­mak istemem” dedi.

Edebiyat lobilerinin et­kisinden-gücünden bahsetti. Hemen her yazdığına engel çıkarmışlar…

Doğru, gerçekçi, önemli tespitleri var çünkü:

Orhan Pamuk gibi Üçün­cü Dünya Ülkesi yazarlarının sürekli “Doğu-Batı karşıtlı­ğını” yazarak Batı kültürel alanına nasıl girdiklerini adım adım takip ediyor.

“Örneğin” diyor; “kitap kapaklarında mutlaka cami motifi vardır!”

Bu özellikle de Ayasof­ya idi. (İktidarın hiçbir anti demokratik dayatmasına karşı sesi çıkmayan Orhan Pamuk’un son romanı çıkar­ken Ayasofya tartışma­sına katılmasını bu açıdan değerlendirin!)

Sadece kitap kapağıyla Batı kültürel hegemonyasına girilmez. CIA “kültür şubesi” fonlarıyla da desteklenmeniz gerekir. Hem cebinize para koyarlar, hem de “Ulusla­rarası Yazarlık Progra­mı” ile “yetiştirirler” sizi…

Bir anda “Doğu’nun Kafka’sı” diye övgüler alıve­rirsiniz Batı medyasından… Kitaplarınız çevrilir ardı ardı­na Batı dillerine…

Batı hayranı günümüz “Tanzimat münevverleri” bu “ rol model yazarla­rı” sadece edebiyatçı değil, her dediğinde büyük anlam bulunan “politik alim” diye yutturur kamuoyuna…

Keza:

ALAN -VEREN AYNI KİŞİLER

Taylan Kara kitabında edebiyat ödüllerinin seçici kurul üyelerini mercek altına alıyor.

23 edebiyat ödülü seçim kurulunun 16’sında –ki çoğu başkan- Doğan Hız­lan var!

Neler dönüyor buralarda?

Mesela… Duygu Ase­na Ödülü, seçici kurulda bulunan İpek Çalışlar’a veriliyor!

Mesela… Behçet Necati­gil Şiir Ödülü seçici kurulda bulunan Hilmi Yavuz’un oğlu Ali Hikmet’e veriliyor!

Mesela… TÜYAP İstan­bul Kitap Fuarı Danışma Kurul Başkanı Doğan Hız­lan kendini “onur yazarı” seçtiriyor!

-Mesela… Yunus Nadi Ödülü’nü edebiyat dalından 2002’den 2018’e kadar geçen 17 yılın 14 yı­lında Can Yayınları’ndan çıkan eserler ödül alıyor. Olabilir. Ancak ödülü veren beş üyenin dör­dü Can Yayınları yazarı!

Uzatmak istemiyo­rum… Edebiyat dünya­sı son kırk yılda neoliberal popülizmle çok kirletildi.

Taylan Kara diyor ki:

-“Bu toplumun 90’lı ve 2000’li yıllarda yaşadığı şeyin adı ‘entelektüel su­ikast’tır. Bu toplumda akıl, uzun süren bir suikastın kurbanı olmuştur. Bu top­luma kaba şiddetin dışın­da son derece programlı ve sistematik bir ideo­lojik şiddet uygulanmıştır. Kaba şiddetin etkisi kısa vadede ve geçici iken, ide­olojik şiddetin etkileri uzun dönemli ve kalıcıdır. Bugün gördüğümüz toplum­sal, kültürel, sanatsal yapı bu sistematik şiddetin doğrudan ürünleridir…”

Taylan Kara gibi çelikten kalemlere ihtiyacımız var.
 
 

Serdar Tunatürk
Serdar Tunatürk
Cağaloğlu’nda yayınevlerinin arasında büyüdü. Eski kitap, imzalı kitap koleksiyoneri. Osmanlıca eserler üzerinde araştırmalar yapıyor. Türk tarihi alanında okumalar yaparak ve paylaşımlarda bulunuyor.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.