Sanatçı ile evlilik baştan mağlubiyet

27.03.2019
A+
A-

Yaşam koçu Sevinç Tunç, sanatçı ile sanatçı olmayan bir kişinin evliliğini ‘en baştan mağlubiyetin kabulü’ olarak değerlendirdi.

Sanatçı ile evlilik baştan mağlubiyet

Sanatçı ile evlilik baştan mağlubiyet. Yaşam koçu Sevil Tunç, günümüz ilişkilerinde en önemli sorunların başında ‘aldatmanın’ geldiğini belirterek, sanatçı evliliklerini değerlendirdi. 

Günümüz ilişkilerinin en önemli sorunu aldatma. Yaşam koçu Sevil Tunç da, aldatmanın bilimsel temelli bir sorun olduğu kanaatinde. Her ilişkinin elektrokimyasal bir reaksiyon olduğunu ileri süren Sevil Tunç, aldatma konusunu değerlendirdi ve sanat dünyasında evliliklerin kısa sürme nedenlerini masaya yatırdı. Tunç’a göre sonuç şöyle: “Sanatçı ile sanatçı olmayan bir kişinin evlilik yapması, baştan mağlubiyet ilanı.”

Sevil Tunç, aldatmanın insan bedenindeki frekans uyumsuzluğu ile ilgisi olduğunu söyledi.

Frekans uyumsuzluğu ve aldatma

Aldatma konusundaki tespitleri hayli ilginç olan Sevil Tunç’un bu konuya yaklaşımları şöyle: “İnsan vücudunun ortalama elektriksel frekansı 50-60 hertz‘dir. Aşık olunduğunda bu 2-3 kat çıkar ve akım şiddeti artar. İki kişi bir ilişkiye başladıklarında, vücut elektrikleri de birbirleriyle eşitlenir. Bu durum bir radyonun aradığı istasyonunu bulması ve o istasyonda durması gibidir. Her iki vücut artık ortak ve normalinden daha yüksek seviyede bir frekansta elektrik üretmeye başlar. Bu da aynı zamanda çiftlerin fiziki olarak birbirlerine benzemelerine bile yol açar. Uzun yıllar aynı frekansta çalışan vücutların birbirlerine benzemeleri işte bu nedendendir.”

Aldatmanın iki vücut arasındaki elektriksel uyumun bozulması ve artık birbirini tanımaması sonucu ortaya çıktığını ileri süren Sevil Tunç, “Özellikle aldatan taraf için bu kaotik bir dönemin başlangıcıdır. Çünkü vücut frekansı, yeni bir arama moduna geçer. Bu yüzden halk arasında söylendiği gibi aldatan bir daha aldatır. Vücut elektriksel olarak dinginleşmeyi yani aynı frekansı sağlayacağı eşini bulmak ister. Aldatan fark etmese de vücudunun talebi yüzünden, sürekli bir arayış içinde olur. İlişkinin süresi uzunsa aldatan kendisi bilmese de aslında aradığı kendi eşidir. Aldatma için bir tanımlama yapmak gerekirse buna olsa olsa ‘kaybolma’ diyebiliriz” diyor.

Sanat dünyasında evliliklerin ömrü kısa

Sanat dünyasının evlilik ve ilişkilerinin genelde kısa sürmesine de değinen Tunç, “Sanatçılar genellikle duygu açlığı en yüksek olan insan profilleridir. Beğenilme ve sevilme duygusunu kazandıkları şöhretleri tarafından karşılanır. Böyle bir kişiyle sanat camiasından olmayan bir kişinin aşk yaşaması mağlubiyetin ilanıdır. Çünkü sanatçı yaşadığı aşkın heyecanı azalınca, motivasyonu şöhret kanallarından gelen oluk oluk ilgi ve sevgiye yöneltir. Bu durum ilişkinin sonlanmasına neden olur. Aslında iki sevgi birbirinden farklı olsa da beyindeki doyum hissi aynıdır. İkisi de ünlü olan ve olgunlaşmamış bireylerde ise motivasyonlar hep şöhret kanalından gelen ilgiye açık olacağı için karşılıklı heyecan bitince ayrılık kaçınılmazdır. Tabii ki tüm bunların dışında şöhretin sağladığı sevgi ve ilgi selinin aslında sanal olduğu bilincinde olup özel hayatı ile marka hayatlarının farkının bilincinde olan ünlülerde evlilikler sağlamdır. Ortak bir hayat motivasyonları vardır ve bu da onlara dinginleşme sağlar.”

Yüksek stres aldatmaya yöneltir

Aşırı sorumluluk problemleri olanların ve yüksek stres altında yaşayanların aldatmaya daha kolay yönelebileceklerini belirten Yaşam Koçu Sevil Tunç sözlerini söyle sürdürdü:

“Tıpkı hastalıklarda olduğu gibi duygusal baskı altında insan vücudunun elektriksel frekansı düşer. Vücut duygusal baskıdan kaçış için elektrik yükseltici aktivite arar. Bu arayış cinselliği tetikleyici olabilir. Yeni bir kişiyle yaşanacak bir ilişki bu ihtiyacı karşılamada yeterli zannedilir ve kısa bir süre çözüm olur. Ancak bu elektriksel yenilenme ihtiyacı bir süre sonra değişik insan arayışı haline dönüşür. Aynı kişiyle yaşanacak ilişki elektriksel yükselmede fayda veremez hale gelecektir. Çünkü hormonların ana tetikleyicisi vücut elektriğidir.”

ETİKETLER:
Pelin Çite
Pelin Çite
İki yumurta kıramayıp koltuğunun altında 5 kitap taşırken, otobüste ayakta okuyanlardan. Hızlı okuma ve hızlı yazma kurslarını ortaokulda tamamlamış. ABD’de sinema eğitimi aldı. Eski film koleksiyonu yapmayı seviyor.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.