Dünya Tiyatro Günü klibi ile Cumhurbaşkanlığı’ndan kutlama

27 Mart Dünya Tiyatro Günü için özel bir klip hazırlandı. Cumhurbaşkanlığı, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü için “Sanat varsa hayat var” sözlerinden oluşan bir şarkı ile kutlama mesajı yayınladı.

Dünya Tiyatro Günü klibi ile Cumhurbaşkanlığı’ndan kutlama

Dünya Tiyatro Günü klibi ile Cumhurbaşkanlığı’ndan kutlama mesajı yayınlandı. Dünya Tiyatro Günü için Cumhurbaşkanlığı’ndan klipli kutlama mesajı paylaşıldı. “Sanat varsa hayat var” içeriğiyle özel bir şarkı bestelendi.

Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü. Türkiye genelinde şehir tiyatroları, devlet tiyatroları ve özel tiyatrolar bu günü seyirciler için ücretsiz ya da indirimli biletlere seyircilerle kutluyor. 

Cumhurbaşkanlığı, Dünya Tiyatro Günü için özel bir klip hazırladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da paylaştığı videoda ünlü tiyatro oyuncuları tiyatro sahnesinde bir şarkı okuyor. 

“Söyleyecek sözüm var, hayat varsa sanat var, sanat varsa hayat var” sözleriyle tiyatro oyuncuları neşeli bir şarkıyı seslendirdi. Tiyatro oyuncularından oluşan koroda yer alan isimler şunlar: Nilgün Belgün, Haldun Dormen, Göksel Kortay, Nevra Serezli, Suna Keskin, Nurseli İdiz, Oya Başar, Hakan Altuner, Kerem Atabeyoğlu, Tamer Karadağlı, Gülen Karaman, Doğa Rutkay, Şebnem Özinal, İrfan Kangı, Ümit Kantarcılar, Merve Sevi, Damla Cercisoğlu. 

27 Mart Dünya Tiyatro Günü klibi 

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü nedir? 

Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (International Theatre Institute) öncülüğünde ilk kez 1961 yılında kutlanmaya başlanılan 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, kültür sanat hayatının önemli simge günlerinden biri oldu. Uluslararası Tiyatro Enstitüsü, uluslararası bir bildiri yayınladı. Fransız şair, oyun yazarı ve film yönetmeni Jean Cocteautarafından, 1962 yılında ilk 27 Mart Dünya Tiyatro Günü bildirisini yazdı. 

Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’nün 1977’de aldığı kararla uluslararası bildirinin yanı sıra ülkelerin kendi özgün bildirilerini azabileceklerini paylaştı. Türkiye Ulusal Tiyatro Bildirisi ilk defa 1978 yılında Muhsin Ertuğrul tarafından kaleme alındı. 

Muhsin Ertuğrul’un yazmış olduğu ilk bildiri:

“Bugün 27 Mart 1978, Dünya Tiyatro Günü.
Bu kez önünüzde konuşmak görevi ve onuru bana verildi. Tiyatroya hizmet yolunda çok yaşamış bir emekçi olarak izninizle söz alıyorum.
Derler ki, tiyatro üçüz doğmuş bir sanat koludur: Yazar, oyuncu ve seyirci. Bunlar birbirinden ayrılırsa ortada tiyatro kalmaz. Oysa ben diyorum ki, günün en önemli sorunlarını kağıda aktaran yazar da, onları sahnede dile getiren sanatçı da sizin aranızdan çıkmıştır. Onun için biz bir bütünüz. Teker teker düşüncelerimiz ayrı olabilir, ama dertlerimiz birdir.

Bugün Dünya Tiyatro Günü’dür, şu dakikada yüzlerce sahnede her ulusun kendi dramı oynanıyor. İzninizle biz de yurdumuzda oynanan oyuna bir göz atalım. Ben perdeyi açıyorum. Sahne, Türkiye haritası yüzeyine yayılmış yaslı ana babalar, bir ağızdan, yitirdikleri gencecik yavrularının tabut kervanına ağıt yakmaktadır.

Perdeyi hemen bu acıklı görünüme kapatıyor ve sizlere soruyorum:
Gençler gençleri neden öldürüyor? Kardeş kardeşi neden öldürüyor? Gençler kendilerini neden öldürtüyorlar? İşte size şimdiye dek sahneye getirilmiş en acı konu. Ulus olarak bugün bizim en önemli sorunumuz bu. Bunun çözümünü düşünmek siz sayın seyircilerimize düşüyor. Siz ve bizler ki öldürenle kurbanını aramızda yetiştirdik, vuranla vurulanı bağrımızda besledik, ikisinden biri ya kardeşimiz, ya akrabamız, ya komşumuz, ya tanışımızın arkadaşı.

Şimdi bu sahnede soruyorum sizlere:
Kardeşi kardeşe kim kırdırıyor?
Hangi katı yürekli, hangi cana kıyıcı, hangi bencil çıkarıyor perde arkasından bu suçsuz yavruları, sinsi sinsi, kukla gibi kullanıyor? Neden? Bunun yanıtını vermek için derin derin düşünmenizi bekliyorum.
Büyük kurtarıcı Atatürk, yurtta, dünyada barış, diye temel bir ilke atmıştır. Nerde yurttaki barış? Bu temeli yıkanların art niyetlerini düşünüp bulmak siz sayın seyircilere düşüyor.
Çünkü Tiyatro, sahnede sorunları yalnız sergilemekle yetiniyor. Bu sorunları düşünerek çözmek seyircinin sağduyusuna bırakılmıştır. Sahnenin başlıca çabası seyircileri sağlam düşünmeye zorlamaktır.
Sorun bu : Neden öldürülüyorlar? Niçin ölüyorlar?
Tatlı saatler geçirmeye geldiğiniz tiyatroda acı gerçeklerle sizleri tedirgin ettik, bağışlanmak diler, saygılar sunarım.

Pelin Çite
Pelin Çite
İki yumurta kıramayıp koltuğunun altında 5 kitap taşırken, otobüste ayakta okuyanlardan. Hızlı okuma ve hızlı yazma kurslarını ortaokulda tamamlamış. ABD’de sinema eğitimi aldı. Eski film koleksiyonu yapmayı seviyor.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.