Edebiyattan sinemaya uyarlamalar izleyiciyi mutlu etmiyor

Yavuz Rençberler
724kultursanat.com ‘un kurucusu. Gazeteci, televizyon programcısı, iletişim danışmanı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV mezunu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ödülü sahibi. Mesleğinin verdiği refleks ve pratiklikle kültür sanat alanında olanları değerlendirmeye paylaşmaya çalışıyor. İçinde insan olmayan kitaba, içinde kitap olmayan insana inanmıyor. İnsanın yazılmamış sayfalarının yazılanlardan daha çok olduğuna inanıyor. İletişim: yavuz@724kultursanat.com

Edebiyattan sinemaya uyarlanan eserler izleyiciyi pek de mutlu etmiyor. Sevin Okyay ve Neslihan Önderoğlu “Sinemada Edebiyat, Edebiyatta Sinema” başlıklı sohbette buluştular.

Edebiyatı daha çok kutsadığımızdan olsa gerek, romanların sinemaya uyarlanmalarından pek haz etmiyoruz.

37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda sadece kitap buluşması değil aynı zamanda zeminini kitabın ve edebiyatın oluşturduğu sohbetler, buluşmalar düzenleniyor.

Bunlardan biri Sevin Okyay ve Neslihan Önderoğlu’nun katıldığı Halil Türkden’in yönettiği Günışığı Kitaplığı tarafından düzenlenen “Sinemada Edebiyat. Edebiyatta Sinema” başlığını taşıyordu. Sevin Okyay sinema eleştirmeni, hikayeleriyle tanınan yazar Neslihan Önderoğlu da “sinefil” özellikleriyle sohbette yer aldılar. 

Süresi bir saat onbeş dakika ile sınırlı olan sohbet daha uzun olsaydı salondaki izleyiciler de masadaki konuşmacılar da daha çok mutlu olacaklardı…

Önce Sevin Okyay, edebiyattan sinemaya yapılan uyarlamalarla ilgili başlık cümlesini dile getirdi: “Edebiyat sinemayla kavgaya tenezzül bile etmez”

Sevin Okyay’ın sinemadaki sevdiği edebiyat uyarlamaları

Sevin Okyay, aslında edebiyat uyarlamalarının tehlikesine dikkat çekerek, yine de beğendiklerinin listesini konuklarla paylaştı. Sevin Okyay’ın edebiyattan sinemaya uyarlananlar arasında sevdikleri şunlar:

Birinci sırada Bülbülü Öldürmek var. Harper Lee’nin şaheser romanı… Hayatında tek bir eser yazdı Harper Lee… iki kitap halinde çıktı. Birincisi Bülbülü Öldürmek adıyla ikincisi de Tespih Ağacının Gölgesinde. Harper Lee, öldüğünde arkasında iki kitaptan oluşan tek bir eser bıraktı. Ama öyle bir eser ki… Sevin Okyay, işte bu romanın sinemaya uyarlanmasını kendi listesinde birinci sıraya koydu. 

İkinci sırada Transporter… Liz Maverick’in romanının sinemaya uyarlanması yer alıyordu. Üçüncü sırada ise bir Stephan King romanının uyarlanması vardı. Morgan Freeman ve Tim Robbins’in başrollerinde oynadığı Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption). 

Dördüncü sırada ise Otomatik Portakal… Anthony Burgess’in eseri… Sinemaya aktaran ise Stanley Kubrick oldu. 

Neslihan Önderoğlu’nun sinemadaki sevdiği edebiyat uyarlamaları

Neslihan Önderoğlu “Ben sinefilim” dediğinde aradan bir kaç dakika geçmişti ki, anlattıklarından sinemaya nasıl da hakim olduğunu anlamak mümkündü. O kadar ki, senaryo konusunda da çalıştığını anlattığında bu hakimiyetinin sıradan olmadığı anlaşıldı. 

Anlamlı ve kıymetli bir durum tespiti yaptı Önderoğlu. Dedi ki “Bir romandaki yeri, kişileri kendi hayal dünyamızda biz yaratıyoruz. Ama yönetmenin çektiği filmle o karakterler ve yerler bize farklı halde dayatılıyor. Yönetmenin kafasındakini biz izliyoruz. Sonsuz hayalimizi sinemada farklı halde görünce sevmiyoruz” . 

Sinema dile ve edebiyat dilinin farklı olduğunun altını çizen Neslihan Önderoğlu, önce kitabı okunan sinema filminin izleyiciyi genellikle şaşırttığını belirtti. Doğru bir tespit. 

Sonra da sevdiği edebiyattan sinemaya uyarlanan filmleri sıraladı:

Birinci sırada Sarı Mersedes var. Adalet Ağaoğlu’nun “Fikrimin İnce Gülü” adlı eseri… Sinemaya Tunç Okan “Sarı Mercedes” ismiyle aktardı. İlyas Salman başrolünde oynamıştı. İkinci sırada Ağır Roman. Metin Kaçan’ın romanını sinemaya taşıyan Mustafa Altıoklar olmuştu. Okan Bayülgen’in oyunculuğunu hala unutamadığını notuna ekledi Neslihan Önderoğlu. 

Üçüncü sırada Anayurt Oteli. Yusuf Atılgan’ın aynı adlı romanını sinemaya aktaran Ömer Kavur olmuştu. Zebercet rolünde Macit Koper vardı. Ve hala hafızalarda Macit Koper’in müthiş oyunculuğu unutulmazlar hanesindeydi.

“Sinemada Edebiyat, Edebiyatta Sinema” başlıklı söyleşiye Sevin Okyay ve Neslihan Önderoğlu katıldı.

Yabancı edebiyat uyarlamaları

Neslihan Önderoğlu, listesini yerli ve yabancı filmler dalında ikiye ayırmıştı. Yabancı filmler arasında liste başında “Fight Club” var. Chuck Palahniuk’un aynı isimdeki eserinin sinema filminde başrol oyuncusu Brad Pitt idi.

İkinci sırada ise Yüzüklerin Efendisi yer alırken, üçüncü sırada pek çoğumuzun adını belki de duymadığımız Hollandalı bir yazar ve eseri vardı. Arnon Grunberg’in Tirza adlı eserini sinemaya Rudolf van den Berg yine aynı isimle aktardı. 

Neslihan Önderoğlu’nun edebiyat uyarlaması yabancı filmler listesinde dördüncü sırada Betty Blue var. Philippe Djian’ın eseri sinemaya aynı isimle Betty Blue olarak aktarıldı. Fransız yönetmen Jean-Jacques Beineix romanı sinema seyircisine beyaz perdeden yansıttı.

Neslihan Önderoğlu, romanı ve filmi o kadar sevmiş ki, Kuzguncuk’ta bir arkadaşıyla açtığı kafeteryaya Betty Blue ismini vermiş. 

Edebiyattan sinemaya uyarlamalar sevilmiyor

Yapılan söyleşinin toplamından çıkan sonuç salondaki izleyiciler de dahil olmak üzere hemen hemen herkesin onaylayacağı türdendi. Evet, romanı ya da hikayeyi okuduktan sonra izlenilen uyarlama filmler tad vermiyor. Hayaller yıkılıyor. Olmaz olsun (!) edebiyattan sinemaya uyarlamalar. 

Son cümlenin salondaki herhangi bir kişi tarafından dile getirilmediğini ancak abartılarak ortaya çıkan hissiyatı tanımladığını söylemeliyim. 

Sonuçta roman bir edebi eserdir, romandır. Sinema da sinemadır, yani bir edebi eser değildir.

İkisinin de dili ve tarzları birbirinden farklıdır. Sevin Okyay ve Neslihan Önderoğlu keyfili bir sohbetle dinleyiciyi sinemanın ve edebiyatın farklı yollarında kısa süreli de olsa yürüttüler, zihin çalışması yaptırdılar. 

Son söz Sevin Okyay’ınkiyle tamamlansın: “Edebiyat sinemayla kavgaya tenezzül bile etmez”

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.