Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık darbelerin savurduğu hayatları sahneliyor

Fatih Rençberler
Kitaplardaki ve filmlerdeki detaylara takılıyor. Detaylara bakmazsa kitap kapaksız, film sonu yokmuş gibi geliyor ona. Dünya edebiyatını yakından takip ediyor. İletişim: frencberler@gmail.com

12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikâyesini konu eden Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık adlı oyun İBB Şehir Tiyatroları sahnesinde.

Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık darbelerin savurduğu hayatları sahneliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık adlı oyunu seyirciyle buluşturuyor. Oyun, 20-23 Ekim, 27-30 Ekim 2021 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

Dramaturgisini Başak Erzi’nin, sahne tasarımını Barış Dinçel’in, kostüm tasarımını Ahsenur Çiftçioğlu’nun, ışık tasarımını Mustafa Türkoğlu’nun, efekt tasarımını Yunus Nalcı’nın, müzik tasarımını Tamer Yiğit, Salih Korkut Peker’in, görüntü yönetmenliğini Aydın Sarıoğlu’nun, görüntü montajını Enes Altuğ Avşar’ın, görüntü yerleştirmesini Yakup Altay, Cem Baza, Caner Özdemir’in yaptığı, fotoğraflarını Ahmet Çelikbaş’ın çektiği oyunda Bora Seçkin, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor.

Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık darbelerin savurduğu hayatları sahneliyor.

Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık oyunun konusu

Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikâyesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikâyesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.

Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık’ın yönetmeni Emre Koyuncuoğlu, oyun ve yazarıyla nasıl tanıştığını şöyle anlatıyor:

“Çağdaş tiyatromuzun genç yazarlarından Şirin Gürbüz’le yazdığı metin aracılığıyla tanıştım. Oyununda yakın tarihimize, bu ülkede bugünümüzü şekillendiren acı gerçeklere, en özelden – aile içinden – yola çıkarak bakıyordu. Oyunuyla, olayları uzaktan izlemek ve bize dokunmayacağını düşünmek yerine bu olaylara başımıza gelen olarak, yani kendi gerçeğimizde yarattıklarını fark ederek bakmamızı öneriyordu.

Oyun metniyle yazar, 35 yıl önce yaşanmış bir “darbenin” bugüne etkisini gösteriyordu. Yeni nesil muhalefetin bu gerçeklerin gölgesinde, tanık olmadıkları için tam da tanımlayamadıkları acı ve öfkeleriyle nasıl şekillendikleri ve hayatlarının nasıl etkilendiğini ortaya koyuyordu. Oyun 1980’lerde başlayıp 2010’lara sıçrıyordu. Yazar “darbenin” gölgesini bugüne düşürüp, birbirini yeni fark etmiş iki kızkardeş üzerinden geleceğe bir öneri oluşturuyordu.”

Darbenin gölgeleri

Ben de rejimde bu “gölgeleri”, “darbede kaybolmuş bedenler/anlar”ı parça parça olan duyguları, aileleri, zamanı, hafızayı sahne diline çevirdim. Hafıza kırıntıları suya düşerken, o sisli alana geçtiğinizde size ve karakterlere ayna oluyor. Diğer yandan, karanın güvencesi ve durağanlığı ile suyun bulanıklığı, karanlığı ve bilinmezliğinde kendine alan bulup bulup kaybeden oyun kişileri kendilerinden koparılmış “eksik” parçayı arıyorlar.

“Etinden/yaşamdan koparılmış, sıyrılmış; tırnaklar/kemikler/arda kalanlar/gerçekler/insanlar/mekânlar… oyun alanımız. Arda kalanlardan ve parçacıklardan iz sürülerek eksik olan tamamlanmaya çalışılıyor. Gelecek önerisi; geçmişte saklı kalan ve resimde eksik olan tanımlanarak belki de kuruluyor. Ele alması ne kadar zor bir konu olsa da, oyunumuz aydınlık ve olumlanan bir gelecek tahayyülünü, sevgiyi ön plana alarak, barışçıl bir şekilde ucu açık olarak seyirciye öneriyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.