Yasaklar Başarı İçin Engel Değil

15.02.2015
A+
A-
Yasaklar Başarı İçin Engel Değil

65. Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı”  ödülü ‘yasaklı bir filme’ gitti. Yönetmen ülkesinden ödülü almaya gelemedi. Çünkü ülke dışına çıkışı yasak. “Taksi” adlı filme verilen büyük ödülü almaya yönetmenin yeğeni gelebildi.

Bu yıl Altın Ayı ödülünü alan Taksi filminin yönetmenin sinema dünyası ve evrensel insanlık adına dikkat çekici bir hayat hikayesi var. İranlı yönetmen Cafer Panahi’nin çektiği film aldığı en iyi film Altın Ayı ödülünden daha çok yaşadığı yasakla dünya gündemine geldi.

Cafer Panahi’nin ülkesi İran’da film yapması yasak. Panahi, iki yıl önce en iyi senaryo ödülü alan “Perde” adlı filmi de gizlice çekmiş ve yarışmaya göndermişti. Bu yıl “Taksi”yi de gizlice gönderdi festivale. Yönetmen filmi yönetirken aynı zamanda oyuncusuydu da… Bizzat direksiyon başına geçen Panahi, Tahran sokaklarında gezinerek, yolcularla ceza , yasaklar, ahlak ve sinema aşkı üzerine muhabbet ediyor.

Zaten ana jüri başkanı Darren Aronovsky de “Sınırlar ve yasaklarla ruhunun ezilmesine izin vermedi, öfkeye kapılmadı ve halkına, ülkesine aşk mektubu gibi bir film yaptı” sözleriyle ödülü açıkladığında salonda büyük bir alkış patladı. Iran’daki 2009 seçimleri sonrası protestoları çektiği için tutuklanan ve 20 yıl film yapmaktan men edilen ve ülke dışına çıkamayan Panahi, Berlin’e gelememişti ama filmde de rolü olan yeğeni Hana Saeidi salondaydı.

Festivalin yönetmeni Dieter Kosslick, Altın Ayı ödülünü koşarak ayağına kadar götürdüğü ama sahneye çıkan küçük Hana’nın ağlaması üzerine duygusal anlar yaşandı. Önceki yasaklı iki filminden daha ironik bir ton tutturan Panahi’nin filmi dün de Uluslararası Eleştirmenleri (Fipresci) ödülü kazanmıştı.

“TANRI ADINA KATLİAMLAR OLMASIN!”

Altın Ayı yarışının iddialı filmlerinden Şili yapımı “El Club”, genç yönetmen Pablo Larrain’e ikincilik anlamına gelen Büyük Jüri Ödülü’nü getirdi. “Tony Monero”, “Postmortem” ve “No” gibi önemli filmleriyle ülkesindeki Pinochet diktatörüğünü eleştiren Larrain bu kez Katolik kilisesinin günahlarını hedef almış. Larrain ödülü alırken “Tanrı adına çok insan katledildi ve çok acı çektirildi. Umarım bir gün biter” dedi. Geçtiğimiz yüzyılın başlarındaki sömürgeci katliamlarını Pinochet diktasındaki katliamlara bağlayan 76 yaşındaki Şili’li üstad Patricio Guzman ise “İnci Düğme/El Boton de nacar” ile En İyi Senaryo Ödülü’nü aldı.

Guzman “Çok yaşa sinema, çok yaşa festival, çok yaşa jüri üyeleri! Ama bir kişi var ki onsuz bu film olmazdı” diyerek yapımcılığı yapan karısını sahneye davet etti.

Terence Malick, Werner Herog gibi ‘baba’ yönetmenlerin devasa bütçeli filmlerimin hayalkırıklığına uğrattığı yarışmada küçük ama samimi filmler kazandı. “İnanılmaz bir yarışmaydı ve seçim yapmak çok zordu” diyen ana juri başkanı “Yanlış anlaşılmasın, aramızda kavga filan etmedik hatta hayatboyu dostuz artık” deyince sahnedeki tüm jüri üyeleri kahkahalarını tutamadı. Aralarında Audrey Tattou’nun da yer aldığı jüri beredeyse her iddialı filmi ödüllendirdi. Yenilikçi filmlere verilen Alfred Bauer Ödülü’nü Guetamala filmi “Ixcanul”a giderken jüri en iyi yönetmen ödülünü iki filme paylaştırdı. Malgorzata Szumowska “Body” ile ödülünü alırken, “hem yönetmen hem kadınım, iyi bir kombinasyon oldu” dedi. Geçtiğimiz yüzyıl başları Osmanlı’nın düşüş dönemindeki Balkanların karmaşasını siyah- beyaz ve ironik bir estetikle anlatan ama yetersiz kalan Romanya yapımı “Aferim!”in en iyi yönetmen ödülünü paylaşması biraz şaşkınlık yarattı.

En iyi aktör ve aktris ödülleri “45 Yıl” adlı filmin evli yaşlı çiftini canlandıran Charlotte Rampling ve Tom Courtney aldı. Charlotte Rampling sahnede “Babam 1936’da Berlin’de Olimpiyat madalyası kazanmıştı. Ben de hırslı küçük bir kız olarak benzer bir başarının hayalini kurardım. Bu ödülle becerdim sanırım !” dedi. Courtney ise “Albert Finney yakın arkadaşım ve bu ödülü 1985’de aldı, ben 30 yıl geç kaldım” esprisiyle ödülünü aldı.
Yarışmadaki tek iyi Alman filmi olarak Altın Ayı’ya yakın duran “Victoria” en iyi görüntü dalında Yaratıcılık Ödülü’nü kazandı. İki saat boyunca Berlin sokaklarında beş genci izleyen film, tek planda çekilmiş!
Jürinin Sanatsal Katkı Ödülü ise “Under Electric Cloud” adlı Rus filminin iki görüntü yönetmenlerine verildi.

65. Altın Ayı Ödülleri

En iyi film (Altın Ayı): Jafar Panahi/”Taksi”
Jüri Büyük Ödülü: Pablo Larrain/”El Club”
En iyi yönetmen: Radu Jude/”Aferim!”ve Malgorzata Szumowska/”Body”
En iyi kadın oyuncu: Charlotte Rampling/”45 Years”
En iyi erkek oyuncu: Tom Courtenay/”45 Years”
En iyi senaryo: Patricio Guzman/”El Boton de Nacar”
Alfred Bauer Ödülü: Jayro Bustamante/”Ixcanul”
En iyi ilk film: Gabriel Ripstein/”600 Millas”
En iyi kısa film(Altın Ayı): Na Young-kil/”Hosanna”
Kısa film jüri ödülü: Joanna Arnow/”Bad at Dancing”

Berlin’de 5 Şubat’ta başlayan 65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde 72 ülkeden 441 film gösterilmiş, 19 film “Altın Ayı” ve “Gümüş Ayı” için yarışmıştı.

Yavuz Rençberler
Yavuz Rençberler
724kultursanat.com ‘un kurucusu. Gazeteci, televizyon programcısı, iletişim danışmanı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV mezunu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ödülü sahibi. Mesleğinin verdiği refleks ve pratiklikle kültür sanat alanında olanları değerlendirmeye paylaşmaya çalışıyor. İçinde insan olmayan kitaba, içinde kitap olmayan insana inanmıyor. İnsanın yazılmamış sayfalarının yazılanlardan daha çok olduğuna inanıyor. İletişim: yavuz@724kultursanat.com
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.