Birol İnan’dan Kalbim Pera bir İzmir romanı

Sayım Çınar
Kitap dünyasının nabzını tutuyor. Yazar ajanı. Edebiyatımıza yeni yazarlar kazandırıyor. Aynı zamanda tam bir gezgin. Dünyayı gezmeyi, yeni kültürler tanımayı seviyor. Sinema, film festivallerinin vazgeçilmez isimlerinden. İletişim: sayimcinar@gmail.com

Birol İnan yeni romanı Kalbim Pera ile okurlarla buluşuyor. Onun ilk romanı “Hep Sevgili Kalalım” okurlar tarafından beğenilmişti. Yeni romanı İzmir’e dair. Birol İnan, İzmirli değil. İzmirli olmayan bir yazarın gözünden bir İzmir romanı okurlara ulaşıyor.

Birol İnan’dan Kalbim Pera bir İzmir romanı… Birol İnan Kalbim Pera adlı yeni romanı ile okurları sürükleyici bir hikayeye davet ediyor. Bu bir İzmir romanı. Birol İnan’ı okurlar “Hep Sevgili Kalalım” adlı romanı ile sevdiler. Birol İnan ile yeni romanını ve yazarlık serüvenini konuştuk.

Sayım Çınar – Sizi yeni kitabınız için kutuyorum. Kitabınızda şehirli hikayeleri var. Bunların ne kadarı sizin hayatınızdan ne kadarı kurgu? 

Birol İnan – Evim dediğimde, Bodrum Bitez’dir benim yerim. Kış aylarında ise İzmir’de Alsancak’taki evimdeyim. Sizin anlayacağınız aslında uyduruk bir kentliyim. Karşıdan karşıya geçerken bine gördüğünüzde bunu anlarsınız. Bildiğiniz gibi mimarlık eğitimi aldım. Sık sık seyahat ederim. Gittiğim gördüğüm kentleri mimar yazar olarak analiz ediyorum. 

Romandaki karakterler ve sahneler benim hayal dünyama ait. Lucy ve Hone benim gerçek hayattan dostlarım. Hone, ölüyor. Yirmi yedi dakika ölü kalıyor. Sonra mucize eseri hayata tekrar dönüyor. Ama bu hikayenin dışındaki olaylar kurmaca.

Ayrıca sevgili dostum Özkan Gülkaynak, kendi yaptığı Kayıtsız III adlı teknesiyle 2006-2009 yılları arasında dünyayı dolaştı. Teknede elektronik hiçbir alet kullanmadı bu serüvende. 

Sinan’ın seyir rotasında ve benim deniz sahnelerimde onun bu yolculuğunun büyük payı var.

Yine sevgili dostum İzmirli Doktor Murat Kılıç’a teşekkür etmeden olmaz. Murat Kılıç bir karaciğer nakli uzmanı. Ancak romandaki Doktor Murat, tamamen başka bir karakter. Ardından gelişen olaylar da kurmaca.

Sayım Çınar, Birol İnan’ın yeni romanı Kalbim Pera’yı ve yazarlık serüvenini konuştu.

Kalbim Pera bir İzmir romanı

Sayım Çınar – Kalbim Pera, bir İzmir romanı sanırım.

Birol İnan – İzmir, çok farklı bir şehir. Yoğun göç almasına rağmen, gelenler kente İzmirli gibi alışıyorlar. Kentin bu bilincine saygı gösteriyorlar. Onlar için neredeyse İzmirli olmak bir ayrıcalık. Bunun sebebi ise İzmir’deki hoşgörü ve özgürlük ortamı. Herkesin kendini ifade edebildiği demokratik ortama sahip İzmir.

Evet, Kalbim Pera bir İzmir romanı diyebiliriz. İzmirli olmayan bir yazarım ben. İzmirliler, İzmirli olmayan benim gözümden İzmir’i, kıyılarını ve kentteki yaşamı okuyup, değerlendirecekler.

Doğrusu gelecek tepkileri ben de merak ediyorum. Sinan, romanın ana karakteri. Atatürk Lisesi’ndeki öğretmenin sorusuna “Kış formalite icabı konmuş, giyinmeyi gerektiren saçma sapan bir mevsimdir. Yaz iyidir. Çıplaklık güzeldir, sizi hiç yanıltmaz.” cevabını veriyor.

Kaptan Mustafa, Senagalli ve şehirli olmayan biri. Sinan ile birlikte seyir yapıyor. Romanda sadece şehirli karakterler yok. Birbirine zıt karakterler iç içe ve gerçek hayattaki gibi doğal.

Sinan, Ege aşığı. Mustafa’ya, Ege’den söz ederken “Cenneti aramaya gerek yoktu ki, zaten cennette yaşıyorduk.” tarifini yapıyor. 

Sayım Çınar – Hikâyenin açılışında kan kardeşleri görüyoruz. Sizin böyle ka kardeşi diyebileceğiniz dostunuz var mı?

Birol İnan – Çocukken benim de bir kan kardeşim oldu. Ancak zaman içinde koptuk artık görüşmüyoruz. Ben Samsunluyum. Üniversite, iş hayatı derken istemeden de olsa köklerimden koptum.

Bizim ülkemizde çoğunluk da böyle zaten. Kimse doğduğu yerde ölemiyor.

Mezarlıklarımız bile bölük pörçük. Neredeyse aile mezarlığı kalmayacak. 19 Mayıs’ın 100. Yıl Kutlamaları için Samsun’a gittim. O kadar çok sevdiğim insan genç yaşta ölmüştü ki bir günüm mezarlıkta geçti. Bununla birlikte yaşayanlarla bıraktığımız yerden hayata, sohbete devam ettik.

Bu kadar çok insan biriktirdiğim için de şükrettim. Elbette çok dostum var. Ancak kaç tanesi Sinan ve Murat kadar birbirine yakın kıyaslayamam.

Ne de olsa o bir roman. Ve romanın yalanı olmaz, değil mi?

Ama şunu söylemeliyim ben iyi bir insan olmak için iyi dostlarımı örnek alıyorum. Bunun için gayret ediyorum. Hayat dostlarla güzel…

Sayım Çınar – Aşk, Kalbim Pera’nın ana karakterlerinde aşkın dönüştüren değiştiren gücünü görüyoruz. Aşk gerçekten böyle bir güce sahip mi? 

Birol İnan – Aşka inanmamak yaşamın kendisine inanmamaktır. Aşk olmasaydı şiir olmazdı, roman olmazdı, sinema ve müzik de olmazdı.  Hayat tatsız tuzsuz olurdu.

Kalbim Pera bir İzmir romanı.

Romandaki kadınlar ve erkekler çok doyumsuz

Sayım Çınar – Kalbim Pera’daki kadınlar da erkekler de çok doyumsuz. Oysa görünürde her şeye sahipler. Bu modern zaman mutsuzluklarını neye bağlıyorsunuz? 

Birol İnan – Bunun tümüne katılamam. Romanda, maddi şeyleri elinin tersiyle iten kahramanlar da var. Kaptan Mustafa, Sinan, biraz Alya böyle…

Sercan ve Pınar doyumsuz… Doyumsuzluk Sercan’a genetik olarak yapışmış bir özellik. Hırslı biri. Sinan’la yarışıyor. Onu suçlayamam. Sercan, harika bir yardımcı karakter oldu.

Pınar, kendisini ve ailesini ona özel çevreyle uyumlu Sinan’ın projesiyle kurtarıyor.

Romanda mimarinin ve şehirciliğin insan psikolojisine etkisini de yazmaya çalıştım. Beton yığınlarıyla kaplı kenti, ‘yeşil oranı yüzde sekiz’ diye caka satan şehirlerimizi yönetenlere “selam” gönderdim. 

Kalbim Pera’da kentlerimizde yaşayan insanların çıldırma noktasına gelen psikolojileri var. Atık dolu nehirler gibi akan trafik, cam kaplı gökdelenlerin radyasyon etkisi yaratarak kentin normal ısısını en az iki derece arttırdığı var. 

Ya hastaneler? Sinan neden bu yolculuğa çıkıyor sizce? Neden zamanın rölatif olduğunu yaşamın bu rölatif hayata göre uzun veya kısalığının değerlendirilebileceğini söylüyor?

Kentlerin bu acımasızlığı içinde mutluluk da farkında olmadan kaybolup gidiyor. Ranta yenik düşen kentlerdeki acımasız vahşi kapitalizm insanları da doyumsuz ve mutsuz ediyor bana göre.

Hayalimdeki kenti anlatayım size. İş çıkışında topuklu ayakkabısını parmaklarına asmış ve yalınayak salınarak evine dönen kadınlar… Elinde bir çocuk, bebek arabasında bebeği ile yürüyüşe çıkmış anneler… Sokaklarında caddelerinde rahatça dolaşabiliyorlar.

Eğer bir masal kitabı yazarsam, bunlar olacak içinde. Kahramanlarımın hepsinin dudaklarında asla sönmeyen ay gibi bir gülümseme asacağım.

Ve bu karamanlarım, doyumsuz hırslar yerine mutluluklarını ve yaşamlarını takas etmeyecek. Azla yetinerek mutlu olacaklar.

Asıl zenginliğin yaşamın zenginliği olduğunu savunacaklar. Okuyanlar elbette gülecekler, gerçekçi bulmayacaklar. Böyle bir kitap okunur mu, satar mı sizce?

Birol İnan, kendi hayatındaki gerçek kişileri romandaki kurgusunda buluşturuyor.

Sayım Çınar – Kalbim Pera ne kadar zamanda yazıldı? 

Birol İnan – Kalbim Pera altı ayda yazıldı. Sonra birkaç ay dinlendirdim, demlendi. Arada bir rengini, tadını kontrol ettim. Sonraki birkaç ayda ise üstünden geçtim. Son süreçte bazı karakterlerin adını bile unuttuğumu farkettim. 

Romanda farklı kentler ve müzikler

Sayım Çınar – Kalbim Pera’da farklı şehirler ve müzikler de var. Bu detayların hikayesini paylaşır mısınız?

Birol İnan – Roman kahramanlarım müziklerle canlanıyor. Neden mi? Dinledikleri müzik onların ruh halini ve kişiliğini yansıtıyor. Sonra sahneler ve o sahnelerde kahramanlarımın davranışları.

Sinan’ın bilinçli çizilmiş rotası ve yolculuğu var. Müzikleri de öyle.

Sinan’ın kendi yarattığı bir dünyası var. Görebilen gözleri, hissedebilen bir ruhu ile detaycı bir insan. İnsan eliyle yapılmış güzellikleri Tanrı tarafından yaratılmış güzelliklerle kıyaslayabilecek ve değerlendirebilecek kadar vizyon ve yetenek sahibi.

Bu arada gerçekçi, müzik konusunda icra yeteneğinin olmadığını biliyor.

Alya’ya “Michelanjelo’yu kastederek onu kıskandığını söyleyebiliyor ve zeytin ağaçlarına bakarak, “David’i yaparken taşın fazlalıklarını attı tamam ama, Tanrı zeytin ağacını yaratırken neyini attı sence?” diye soruyor. Tabi fonda müthiş bir müzik var. Okuyucularım lütfen müzikleri dinleyerek yolculuk yapsınlar Kalbim Pera’yı okurken.

Sayım Çınar – Yalnızlığı çok güzel anlatmışsınız Kalbim Pera’da. Bu kadar derinlikli bilgi nereden geliyor?

Birol İnan – Yazmak eylemini sevdiğim için yazıyorum. Başka bir amacım, yarışan bir halim yok. Yazarken ve izlerken, en kalabalık halimde bile en yalnız halimi yaşıyorum. Bu konuda Sinan’la benzeşiyoruz. Bu hal derinlik mi bilemem, bana biraz iddialı geliyor ama, böyle düşündüğünüz için teşekkür ederim. Demek ki iyi yazmışım; ilk olumlu eleştiri sizden geldi.

Sayım Çınar – Roman dışında türler denemeyi düşünüyor musunuz ilerde?

Birol İnan – Amacım iyi bir romancı olarak anılmak. Çok çalışıyor ve çaba gösteriyorum. Zaman gösterecek. Her yazar gibi taktir görmek, beğenilmek istediğim bir şey ve beni mutlu eder.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.