Kalabalık Duası mutfağı sağlam bir oyun

Muzaffer Yalçın
Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu bir edebiyat öğretmenidir. Uzun zamandır lise tiyatrosu grubu olan ŞAT ekibiyle oyun sahnelemektedir.

Fiziksel Tiyatro Araştırmaları grubunun yeni oyunu “Kalabalık Duası”nı Kadıköy Boa Sahne’de izledim. Oyunun yazarı Volkan Çıkıntoğlu, yönetmeni Güray Dinçol, oyuncu ise Tolga İskit.

Kalabalık Duası, fiziksel tiyatronun başarılı bir örneği. Fiziksel tiyatroda sözün önünde beden dili durur. Oyuncu bedenine giydiği metni seyirci önünde soyunmaya başlar, yani hikayenin anlatımında beden sözün önünde yürür. Bunu yaparken farklı sanat disiplinlerinden faydalanır.

Son yıllarda bu  anlatım biçiminin en başarılı uygulayıcısı Fiziksel Tiyatro Araştırmaları grubu.  

Kalabalık Duası ‘fast food’ değil mutfağı sağlam bir oyun.

Sen yoksan o da yok

Kalabalık Duası, adını bilmediğimiz birinden ölüm, rüyalar ve şehre dair bir hikaye. Her taşını birazcık kazıdığımızda altından binlerce gizemli efsanenin çıktığı, sırlarla dolu bir kent olan İstanbul’un oyunda fon olarak kullanılması hikayeye derinlik ve zenginlik kazandırmış.

Oyuncu hikayesini anlatırken, seyirciyi bu şehrin dehlizlerinde mistik bir havada dolaştırıyor. Sırlarla dolu bu büyüleyici şehrin ilk hikayesinin peşine düşer. ‘Hikayen varsa yaşarsın, hikayen yoksa  sen de yoksun’ diyor. 8 bin yıllık geçmişi olan bu efsunlu şehirde sen anlattıkça oldu bu dünya, sen yoksan o da yok.

İstanbul’un hafızasından cımbızla çekilen hikayeler

Oyunun yazarı Volkan Çıkıntoğlu, şehrin hafızasından cımbızladığı hikayelerden yola çıkarak güncel ve gelenekseli, akılcı ve mistik olanı, delilik ve bilgeliği merkeze alır. Nizam ve keşmekeş arasında yolunu arayan sırrı çözmeye çalışan bir adamla bizi İstanbul’un kadim semtlerinde dolaştırır.

Fiziksel tiyatroda eylem metnin önünde yürür. Hikaye “beklemek”eylemi üzerine temellendirilirken, izleyicinin sabrını sınayan bir kurguyla karşılaşıyoruz.

Oyunun  ilk on beş dakikasında oyunun içine girmekte zorlandım. Hikayenin başındaki dağınıklık, anlaşılırlığı  zorluyor. Oyunun giriş kısmındaki kurgunun daha yalın olması anlaşılırlığı kolaylaştıracağına inanıyorum.

Kalabalık Duası, metin ve reji olarak biraz sabırlı seyirci isteyen, izlerken, ne demek istedi, sorusunu sorduran bir oyun. Sırlarla ve sırrı bozuklarla dolu efsunlu bir şehrin hikayesinin peşine düşen oyun, seyirciyi de bu sırrı çözmeye ortak ediyor. 

Kalabalık Duası oyununda Tolga İskitli başarılı bir performans sergiliyor.

 

Tolga İskit’in performansı başarılı

Kalabalık Duası oyununda Tolga İskit çok başarılı bir performans sergiliyor. Yılın en başarılısı diyebilirim. Fiziksel tiyatronun temel ilkelerine uygun fiziksel performansıyla ayakta alkışı hak ediyor.

Her karaktere ayrıntılı bir biçimde çalışıldığını hissediyoruz. Sözden önce beden diliyle karakteri bize tanıtan oyuncu, geleneksel tiyatromuzdan da faydalandığını anlıyoruz. 

Bazı sahnelerde bedenini deforme etmesi, bazı sahnelerde dişlerini söküp atması, bazı sahnelerde de gözlerini ve ağzını deforme ederek oynaması fiziksel tiyatronun komedisini en başarılı şekilde seyirciye geçiriyor.

Tolga İskit oyundaki başarısı sadece bedenini kullanması değil sesini kullanmasında da üst düzey bir performans sergiliyor. Her karakteri, kendine özgü fiziksel özeliklerinin yanında onlara ait ses tonları ve konuşma biçimleriyle sağlam inandırıcı karakterler olarak yaratmış. Tolga İskit’in bir başka özelliği de sesinin çok güzel olması. Özellikle gazel okuduğu zamanlarda sahnede bir an Hafız Burhan var sandım. 

Kalabalık Duası mutlaka izlenmesi gereken bir oyun.

Fast food değil mutfağı sağlam bir oyun

Oyunun ışık tasarımında Utku Kara, ses ve müzik danışmanı olarak Burçak Çöllü imzası var. Işık ve müzikler İstanbul’un mistik havasında bizi dolaştırırken, hikayenin anlatımına hizmet ediyor.

Sahnede dekorlardan (belirli objeler) bir çember oluşturulmuş. Oyuncunun dünyasını çerçeveleyen bu objeler hikayenin yolculuğunda yeri geldiğinde kullanılıyor. Saat kadranı şeklini oluşturan bu objeler zamanı geldiğinde kullanılırken bizi şehrin ve zamanın hafızasında dolaştırır. Oyunun sahne tasarımında Utku Kara ve yönetmen Güray Dinçol’un imzası var.

Kostümler geleneksel tiyatromuz Orta Oyun kostümlerini çağrıştırmakta. Kavuk ve cüppeyi andıran kostümlerin kullanması, pantolonla palyaço hatırlatması ve İstanbul’da çok dolaşacağını postallarla hissettirmesinde gelenekselle modernitenin harmanlandığını görüyoruz. Oyunun kostüm tasarımı Ülkü Şahin’e ait.

Fiziksel tiyatronun en önemli unsurlarından biri de hareket tasarımı. Ecem Asude Işık Gür’ü tebrik etmek isterim oyunun fiziksel aksiyondaki başarısından dolayı. Tolga İskit’in bedenini kullanımında modern dans gibi sanatın farklı disiplinlerinden faydalanması, oyun daha başlamadan önce sahnedeki performansı ilk dakikadan iyi bir oyun seyredeceğimiz hissini seyircide kuvvetlendiriyor. 

Kalabalık Duası, iyi bir metin, başarılı bir reji, üst düzey bir oyunculuk ve tiyatronun bütün unsurlarının başarılı bir biçimde bir araya gelmesiyle bu yılın en iyi oyunlarından biri.

Kalabalık Duası”fast food” bir oyun değil. Mutfağı sağlam bir oyun. Mutlaka izlenmesi gereken bu oyunu kaçırmayın derim. 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.