Birdman’de Baba-Kız ve Son Kare

Birdman’de Baba-Kız ve Son Kare

Bu yıl 4 Oscar kazanan Birdman’i izledim. Arkamda oturan çiftin de söylediği gibi benim de görüşüm “Filmde harika bir baba-kız ilişkisinin anlatımı var”… Ancak film üzerinde onlarla anlaşamadığımız noktalar da var elbette.

Film sonrası yaptığımız sohbetten bazı bölümleri sizlerle paylaşıyorum.

Filmin son karesindeki sır

Bir filmin son karesi bence çok önemli. Film nasıl bitiyor? Perdeye hangi görüntü düşüyor o son karede çok önemli. Adamın kızının (Emma Stone) korkulu ama ardından şaşkın ve ardından da mutlu yüz ifadesinin aldığı kare ile film bitiyor. Bence Emma Stone bu filmden sonra diğer filmdeki diğer oyuncular gibi kariyerinde birkaç basamak daha yükselecek.

birdman

Çift – Bence kızın enerjisi yoktu. Star enerjisi yok. Çok sıradandı. Bir iki sahnede evet harika diyalogları vardı. Ama o kadar.

Yavuz Rençberler– Yapma lütfen, Emma Stone’la ilgili google’dan arama yap karşına neler çıkıyor bir bak. Kadına bu rolü boşuna vermemişler.

Çift – Bence senaryo güzeldi.

Yavuz Rençberler– Ben diyaloglara bayıldım. Diyaloglar derinliği güzeldi, sağlamdı. Uzun konuşmalar ve bu konuşmalar sırasında yakın yüz çekimleri insan psikolojisinin aktarımını güzel sağlıyordu.

Filmde baba-kız ilişkisi ana hatlardan biriydi aslında.

Çift– Babanın en büyük pişmanlığıydı kızına karşı vakit ayıramaması. Vicdanında önemli bir yeri vardı bu problemin.

Babaya uzun tirad

Yavuz Rençberler– Filmin son karesinde kızının babasına hayranlığını da görüyoruz. Babasının hayalini gerçekleştirmiş olmasından da mutlu oluyor kızı. Her baba, kızının baş kahramanıdır. O başkahramanın asla başarısız olmasını istemez. O baba erişilmezdir. Onu kimse geçemez. Ancak geçilmiştir, başarısızdır. Kızı üzülür bu duruma. Babasına yardım da etmek ister. “Sen yoksun. Ne facebook’da ne twitter’da varsın” diyerek yeni çağda ‘eski’ kaldığını anlatıyor kendi bakışıyla. Uzun bir tirad çekiyor babasına.

Filmin sonunda babasının başarılı olması ve gökyüzüne uçması (uçma sahnesini seyircinin hayaline bırakmış yönetmen) kıza gurur veriyor. “İşte benim kahramanım” bakışıyla bitiyor film. İzleyicinin de kahramanı baba olduğu için izleyici de kızla aynı duyguyu paylaşıyor aslında. Film bir anlamda ‘kızının bakışıyla baba’ figürünün de değerlendirmesi aslında.

Yavuz Rençberler– İki kadının öpüşme sahnesi için ne diyorsun? (Andrea Riseborough ve Naomi Watts kuliste öpüşürler)

Çift– İki kadının erkekler tarafından üzülmüş kırılmış iki kadının bence cinsellik olmaksızın şehvetsiz öpüşmesiydi. Naomi Watts ‘tiyatroda başarılı olmayı hayal ediyor’ ama hala birilerinin övgüsünü alamamış.

Diğeri ise aynı ayna birkaç erkekle beraber oluyor ama içinde anne olma duygusu taşıyor. Bir adamı hayatında istiyor. Daha doğrusu Riggan’ı istiyor ama olmuyor işte… İki kadının birbirini ‘kadınca anlıyorum’ ifadesiydi. ‘seni anlıyorum’ onayına ait öpüşme sahnesiydi bence bu. Sonrası da olmadı zaten bu sahnenin. Kadınların buna ait bir ilişki devamı ortaya çıkmadı.

Hollywood filmlerine gönderme

Yavuz Rençberler– Ben hiç böyle bakmamıştım. Belki de haklısınız. Tabii bir kadın bakışı ile böyle yorumlanabilir. Ben sanki Hollywood filmlerine bir gönderme yapılıyor gibi algıladım o anda. Hani gereksiz lezbiyen ilişkiler vardır ve filmlerde abartılır ya sanki öyle bir duruma gönderme vardı. Ama senin yorumun daha doğru gibi geldi şimdi bana.

Çift – Bence filmin en güzel yanı, tiyatroda ‘aşk nedir’i anlatırlarken, boşanmış olduğu kadınla olan diyaloglardı. Kadın sevgiyle hayranlığın aynı şey olmadığını anlatıyordu. Kadın kocasına sanatçı olduğu için hayran değildi. Yani seviyordu. Ama izleyiciler ise sadece hayrandı. Adam düşünce de hayranlıkları bitiyordu. Ama kadın adamı seviyordu. Ayrı olmalarına rağmen seviyordu.birdman

Sinema eleştirmenlerine bakış

Yavuz Rençberler- Şu üstteki film karesinin olduğu sahne de ilginçti. Ünlü bir sinema-sanat eleştirmeniyle bardaki tartışma anından bir kare bu. Riggan, eleştirmenle dalaşıyor.

Çünkü eleştirmen diyor ki “seni bitireceğim, batıracağım”… Henüz izlemediği bir tiyatro oyunu için kadın şimdiden kararını vermiş. Çünkü Riggan sinemada ünlü bir Birdman idi. Şimdi tiyatroda boşa yer kaplıyordu.

O gitsindi, tiyatro sahnesinde işi neydi ki… Riggan orada öyle bir cümle kullanıyor ki, hafızalara kazınacak türden: “Sanatçı olamayanlar eleştirmen oluyor”

Tiyatro mu sinema mı

Yavuz Rençberler– Ben filmde tiyatro sanatının sinemaya üstün olduğuna dair yüklü mesajlar vardı. Sinemada seri olarak çekilen filmin Birdman karakteriyle ünlenmiş bir adam (Michael Keaton) var.

Sonra da bu ününü kaybetmiş hatta artık dalgaya alınmış bir adam var. Ancak bu adam varını yoğunu bir tiyatro oyununa bağlamış. Broadway’de bir oyun sahneliyor. Aldatılan bir kocayı oynuyor tiyatroda. Ana karakterlerden biri oyundan atılınca yerine filmlerdeki ünlü bir karakter (Edward Norton) transfer ediliyor. O adam yani Mike Shiner’a oyunu kurtaracağı gözüyle bakılıyor.

Ancak genç adam ukala bir oyuncu. Oyunun yönetmeni de olan Riggan (Micheal Keaton) tiyatronun klasik-geleneksel unsurlarla var olması gerektiğini söylüyor. Bunda diretmeye çalışsa da kendisinden daha ünlü olan Mike Shiner’in baskılarının altından, rol çalmasının altından kalkmaya çalışıyor. Film tiyatronun sinemaya göre daha üstün bir sanat dalı olduğunu ortaya koyuyor aslında.

Yani bir film içinde film durumu var karşımızda. Sinemada ünlenmiş Birdman’ın artık esamesi okunmuyor. Unutulmuş… ve adam tekrar eski ününe kavuşmak için tiyatroyu tercih ediyor. Sonunda da bunu başarıyor.

Tiyatro karakteri ile sinema karakteri

Çift– Filmin özü tiyatro falan değil. Sinemaya üstünlük falan yok. Sinemadaki karakterlerin çok gerçekçi olduğunu anlatıyordu. Sinemadaki karakterin daha baskın ve ünlü olduğunu, hayranların oluştuğunu anlatıyor. Yani bir karakterle oluşan yoğun hayran kitlesinin davranış şeklini de görüyoruz filmde. Adam da zaten o rolden kurtulamıyor. Hep kafasında taşıyor Birdman’i… Birdman onunla geziyor daima. Taaa ki tiyatroda başarı kazanana dek…

Yavuz Rençberler– Ben de bunu söylüyorum zaten. Adam sinemada yok olan ününü, daha doğrusu yok olan kendisini, tiyatro üzerinde var hale getiriyor. Tiyatroda yeniden hayat buluyor.

Baksanıza adam tiyatro oyunuyla tekrar eski günlerine geri dönüyor ve kafasında taşıdığı, zihninde hep iç ses olarak bize yansıyan Birdman’ı atıyor artık.

Bunu sağlayan da tiyatroda canlandırdığı karakter. Ayrıca film tiyatro ve kulislerinde geçiyor. Hiçbir sinema filmi çekim sahnesi yok. Baskın olan tiyatro sahneleri. Herhangi bir film setini görmüyoruz, orada yapılan çekimleri görmüyoruz.

Film bana BROADWAY büyüktür HOLLYWOOD’dan cümlesini kurduruyor…

birdman

Sinemaya eleştiri

Yavuz Rençberler– Film sinemayı eleştiriyor. Sinema izleyicisini eleştiriyor. Bir sahnede Birdman ne diyordu: “Bu boka bayılıyorlar. Kan seviyorlar. Aksiyon seviyorlar. Bol konuşmalı, bunaltıcı felsefi saçmalıkları değil”.

Bu sahnedeki Birdman, Riggan’ın iç sesi, ikinci karakteri. Birdman, kendisini yaratan Hollywood’u eleştiriyor. Tabii Birdman üzerinden sinemanın bütün fantastik ‘uçan kahramanları’ (Spiderman, Superman) gönderme yapılıyor.

Filmle ilgili konuşulacak elbette çok şey var. Ancak bizim yaptığımız uzun Birdman sohbetinden yaptığım alıntılardı bunlar. Sizler de farklı şeyleri görüp konuşacaksınız Birdman’le ilgili… İyi seyirler ve film sonrası da iyi muhabbetler diliyorum.

Yavuz Rençberler
Yavuz Rençberler
724kultursanat.com ‘un kurucusu. Gazeteci, televizyon programcısı, iletişim danışmanı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV mezunu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ödülü sahibi. Mesleğinin verdiği refleks ve pratiklikle kültür sanat alanında olanları değerlendirmeye paylaşmaya çalışıyor. İçinde insan olmayan kitaba, içinde kitap olmayan insana inanmıyor. İnsanın yazılmamış sayfalarının yazılanlardan daha çok olduğuna inanıyor. İletişim: yavuz@724kultursanat.com
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.