Aşk Mektupları filmindeki aşkı başlatan kitap

Sinemalarda gösterimde olan tutku dolu yasak aşkın filmi Aşk Mektupları fragmanını Türkçe altyazılı olarak burada izleyebilirsiniz. Ancak filmdeki bir sahnedeki detay çok önemli. İki tutkulu aşığın tanışmasını sağlayan bir kitap var. Mutlu Olma Sanatı adlı kitap.

12 Aralık 2016 Pazartesi, 19:48

Aşk Mektupları filmi yasak aşk yaşayan bir kadının tutku dolu dünyasını anlatıyor. Aşk Mektupları filmindeki aşkı başlatan kitap bu günlerde merak ediliyor. Yasak aşkın başlangıcındaki o kitap neler anlatıyor?

Hastane odasında başlayan sohbette kadın adamın elindeki kitabı görür ve elini uzatır kitaba. O kitap ülkemizde de yayınlanan dünyaca ünlü bir eser. Emile Auguste Chartier – Alain tarafından yazılan Mutlu Olma Sanatı adlı kitap 1923 yılında yayımlandı.

AŞK MEKTUPLARI FİLMİNİN KONUSU

Kitapla ilgili birkaç önemli bilgiyi paylaşmadan önce filme bir göz atalım. Filmin fragmanı bu yazının en altında yer alıyor. Vizyonda olan Aşk Mektupları adlı filmin başrolünde Oscar’lı oyuncu Marion Cotillard var. Film 2016 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarıştı.

Filmdeki olaylar  II. Dünya Savaşı sonrasında geçiyor. Tutku dolu bir aşk hikayesini anlatan film yasak bir aşkı anlatıyor.

Fransa’nın güneyinde ailesi ile yaşayan genç kadın Gabrielle, baskılar sonucu İspanyol çiftçi José’yle evlenir. Özgür ruhlu ve aşkı arayan bir kadın olan Gabrielle çiftçi ile olan evliliğinde mutlu değildir. Bu evlilik içinde kendini bir mahkum gibi hisseder. José ise karısına aşık, dürüst ve çalışkan bir adamdır. Ancak genç kadın bu adanmışlığa hiçbir zaman karşılık veremeyeceğinin de farkındadır. Bunu da kocasına açıkça söylemektedir.

Aşk Mektupları filmi

Kadınlık duyguları, aşka dair tutkularını yeniden hatırlatacak ve ayağını yerden kesecek olan André ile tanışır. Tanışması bir hastanede gerçekleşir. Çünkü hastalanan Gabrielle tedavi için Alpler’de bir bakım evine gönderilir. İşte bu tanışma sırasında girişte de anlattığımız o kitap vardır. Mutlu Olma Sanatı adlı kitap (Propos sur le Bonheur) üzerinden başlayan sohbet, tutkulu bir aşka doğru yol almalarını sağar.

Savaş gazisi André Sauvage (Louis Garrel) ile ateşli bir aşk başlayan Gabrielle’in tedavisi bitip ayrılması gerektiğinde birbirlerinden kopmayacaklarına ve günün birinde birlikte kaçacaklarına söz verirler. Ancak bu o kadar da kolay değildir. Çevrelerindeki hayat buna izin vermeyecektir.

Milena Agus’un aynı adlı, çok satan romanından uyarlanan filmde performansı ile övgü toplayan Marion Cotillard’a Louis Garrel ve Alex Brendemühl eşlik ediyor. Filmin yönetmeni Nicole Garcia.

Aşk Mektupları filmi

MUTLU OLMA SANATI KİTABI

Filmdeki tutkulu yasak aşkın başlamasını sağlayan kitap Mutlu Olma Sanatı, Emile Auguste Chartier – Alain’in eseri. Kitap 1923 yılında basıldı. Kitabın yazarı Alain’in düşünceleri, somut gerçeklere dayalı Descartes’çı bir hümanizma olarak bilinmektedir. Modern dünyanın düzeninde gizlenen her çeşit baskıya kuşkuyla bakar.  Gücün, kudretin çekiciliğine karşı bireyin özgürlüğünü, iktidara karşı da yurttaşı savunur.

Mutlu olma sanatını çocuklara öğretmeleri gerekirdi, fe­laket başınıza çöktüğünde değil. Büyük bir sıkıntınız olmadığı, hayatın acılarının ufak tefek aksamalardan ibaret oldu­ğu zamanlarda ilk kural ‘bugünkü ya da geçmişteki sıkıntılarından kim­seye söz açmamaktır.’

HAYATIN GÜZELLİKLERİNİN FARKINA VARALIM

Bir baş ağrısını, mide bulantısını, bir keyifsizliği, bir sancıyı, uygun bir dille olsa bile başkalarına anlatmak, terbiyesizlik sayılmalıydı. Başımıza gelen haksız­lıklar ve kötülükler için de aynı şey geçerli. Çocuklara, genç­lere, hatta büyüklere, fazlasıyla unuttukları bir gerçeği hatır­latmalıyız: Halimizden yakınmamız, dinleyen kişiler bizi iti­rafa teşvik etse ve bizi teselli etmekten zevk alır görünse bi­le, onları üzer, dolayısıyla da canlarını sıkar. Çünkü üzüntü bir zehir gibidir; onu sevebiliriz ama, yararını göremeyiz; so­nunda üstün gelen de en köklü duygumuzdur: Herkes yaşamaya bakar, ölmeye değil; yaşayanları, yani durumlarından hoşnut olanları, hoşnut görünenleri arar çevresinde.

Küllere bakıp ağlaşacak yerde, herkes kendi odununu getirip ocağa atsa, insan topluluğu nasıl da kusursuz olurdu! Bu kurallar eskiden kibarlar arasında zaten uygulanıyor­du; serbest konuşamamak nedeniyle, o ortamlarda insanla­rın can sıkıntısı duydukları da bir gerçektir.

Herkesin kendi üzüntüsünü orta­ya dökmesine de gerek yok. Bu durumda can sıkıntısı eskisinden de beter oluyor. Onun için toplum ilişkilerini aile or­tamının dışına taşırmalıyız. Çünkü aile ortamında, çoğu kez, insan kendini bırakır, biraz hoşa gitme kaygısı duyuldu­ğunda akla bile gelmeyecek bir sürü ufak tefek sıkıntılar or­taya dökülür.

Sözleriyle çevredekilerin ilgisini uyandırma­nın zevki, anlatılması can sıkıcı olan bir yığın ıvır zıvır üzün­tülerin unutulmasına yol açar. Hoşa gitmek isteyen kişi ken­dini biraz zahmete sokar ama, onun bu zahmeti, tıpkı müzik­çinin, ressamın duyduğu zahmet gibi, zevk yaratır. Ayrıca kendisi de anlatmaya fırsat bulamadığı sıkıntılarından böy­lece kurtulmuş olur.

İlke şudur: “Sıkıntılarından, yani küçük sıkıntılardan söz etmezsen, onları unutur gidersin.”

Şu satırları yazdığım sırada yağmur yağıyor, kiremitler takırdı­yor. Sağanak şakırtısı duyuluyor. Hava sanki yıkanmış ve fil­treden çekilmiş gibi bulutlar görkemli tülleri andırıyor. Bu güzellikleri görmesini bilelim!

Hayır, bunun yerine, birisi kalkıp yağmurun ürünlere za­rar verdiğinden söz açıyor. Bir başkası, ortalık çamur içinde kalacak diye hayıflanmakta. Bir üçüncü kişi, artık çimenler­de de oturulmaz, diye üzülüyor.

Tamam, tamam tekrara ge­rek yok. Yakınmalarınız bütün bu sakıncaları ortadan kaldı­racak değil ki. Eve dönünce, orada da aynı tekerleme. Oy­sa insan asıl şu yağmurlu günde karşısında neşeli yüzler gör­mek ister. Onun için, ağlamaklı havada güler yüz gösterme­li!

Aşk Mektupları filminin fragmanını izleyebilirsiniz

Editör- CEM CENGİZ YARAR

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz