Fazıl Say Beethoven Ödülü’nü törenle aldı

21 Aralık 2016 Çarşamba, 22:34

Dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say Beethoven Ödülü’nü törenle aldı. 2016 Uluslararası Beethoven İnsan Hakları, Barış, Özgürlük, Yoksullukla Mücadele ve İçselleme Ödülü için tören Almanya’nın Bonn şehrinde Kreuz Kilisesi’nde düzenlendi.

Törende konuşan Say, Türkiye’de meydana gelen terör saldırılarına dikkat çekerek terör kurbanlarını andı. Say, törende Aşık Veysel anısına yazdığı ‘Kara Toprak’ adlı parçasını piyanoyla çaldı. Ödülü almaktan gurur duyduğunu söyleyen Fazıl Say, “Yaşamım boyunca 50’den fazla ödül aldım ama hepsi kırıldı. Kedilerim hepsini aşağı atıyor. Bu güzel ödül içinse cam muhafazalı bir bölüm ayırdım. Beethoven ödülü sağlam kalacak” dedi. 

Say konuşmasında “İlk piyano öğretmenimin ilginç bir yöntemi vardı. Her derse ‘Bugün nasıl deneyimler yaşadın?’ diye sorarak başlardı. Bu şekilde hikayeleri müzikle anlatmayı öğrendim. Mozart veya Beethoven çalarken, nasıl hikayeler anlatmak istediklerini hayal ederdim” dedi. Törende Fazıl Say’ı salondaki yüzlerce davetli dakikalarca ayakta alkışladı.

Fazıl Say, yaptığı açıklamada ödülün Beethoven’ın ideallerini de kapsadığını vurguladı: “Beethoven Uluslararası Ödülü tabii müzik camiasının en önemlisi, her müzisyen için büyük gurur kaynağı. Sadece Beethoven yorumcusu veya bestecisi olduğumuz için değil, Beethoven’ın ideallerini de kapsayan bir ödüldür. Biliyorsunuz dostluk, kardeşlik, özgürlük, barış gibi idealleri olan bir besteciydi. Dolayısıyla çok mutluyum. Çok da güzel, her tür müziğin, her canın katıldığı bir müzik gecesi oldu. Tamamen dolu binlerce kişinin seyrettiği bir gece oldu.”

BEN BİR TÜRK’ÜM VE TÜRK GİBİ MÜZİK YAPIYORUM

Fazıl Say ödül töreni öncesinde de DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Beethoven Akademisi’nin Uluslararası İnsan Hakları, Özgürlük ve Yoksullukla Mücadele Ödülüne layık görüldünüz. Siz çok sayıda sanatsal ödüle layık görüldünüz ama bu toplumsal karşılığı olan bir ödül. Sizin için ne anlam ifade ediyor böyle bir ödüle layık görülmek?

Fazıl Say: Çok gurur verici. Tabii ben bir müzisyen olarak, bir besteci ve bir yorumcu olarak bütün hayatımı geçirdim. Türkiye’de klasik Batı müziğini veya Türk müziğinden esinlenmiş bestelerimi Batı ülkelerinde tanıtarak o köprü kurucu, köprü oluşturucu müzisyenlerden biri olarak sayıldım hayatım boyunca. Dolayısıyla bu tarz bir kültürlerarası diyalog ödülünü, aynı zamanda da toplumsal bir ödülü bana verdiklerini düşünüyorum.

Siz eserlerinizde Türkiye ile ilgili konuları ve ezgileri kullanıyorsunuz ve bu şekilde Türk ezgilerinin geniş bir kitle tarafından tanınmasını sağladınız. Dünyadaki dinleyici kitleniz bu ezgilerden ne kadar hoşlanıyor ve bu Türkiye’de ne kadar biliniyor?

Fazıl Say: Benim yaptığım eserlerde şehirlerden esinlenmişliğim var, İstanbul senfonisi gibi. Dört Şehir Sonatı gibi, Sivas, Bodrum, Hopa, Ankara gibi. Ya da Mezopotamya Senfonisi gibi. Ya da şairlerden esinlenmişliğim var. Nazım Hikmet üzerine olan oratoryo, İlk Şarkılar’daki bütün şairlerimiz. Metin Altıok, Cemal Süreyya vs.. Memleketimin kültürü, müziği, şehirleri ve doğasının esin kaynağı olduğu eserlerimi, yurtdışında, ben dünyanın her yerinde, orkestralarla ya da solo olarak çaldım. Tabii her yerde başarı kazanmıştır bu eserler. Sonuçta ben bir Türk bestecisiyim ve Türkiye’den bir şeyler getiriyorum. Tabii şu yanlış olurdu: Benim şimdi bir Orta Avrupalı gibi, bir Hollandalı ya da bir Avusturyalı gibi müzik yapmam asıl yanlış olan olurdu. Ben bir Türküm ve Türk gibi müzik yapıyorum. İnsanlar da bunu böyle kabul ediyor. Şimdi buraya, Almanya’ya Çin’den bir müzisyen gelse bu Çinli müzisyenin bir Alman müziği mi yapmasını istersiniz, Çin müziği mi yapmasını istersiniz? Çünkü Çin’den gelmesinin bir anlamı olması lazım.

Editör: Cem Cengiz Yarar

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz