Çernobil dizisi neden izlenmeli

Jale Şen
Bir yanda beyaz perde öbür yanda siyah ekran. Gelsin filmler, gitsin diziler. Onun için hayat kameranın önünde yaşanır. Hayatın sahnesi kameranın önünde kurulur. O yaşananları da keyfince yazar, eleştirir, beğenir, beğenmez… İletişim: jaleshen@gmail.com

Çernobil faciasi, dünya tarihinin bilinen en büyük radyoaktif patlamalarından biriydi. Sovyetler Birliği’ndeki bu patlamayla ilgili Netflix’te gerçekten kaliteli ve anlamlı bir dizi seyirciyle buluştu.

Çernobil dizisi neden izlenmeli? Netflix’te 5 bölümlük kısa bir seri olarak yayınlanan Çernobil (Chernobyl) adlı dizi, insanlık tarihinin en trajik ‘kazalarından’ birini ekrana getiriyor. 

İmdb puanı 9.7 !

3 bölümünü bir oturuşta pür dikkat, nefessiz izlediğim enfes bir dizi Çernobil.

Çernobil dizisi neden izlenmeli?

Gerçek bir hikaye. Dram, trajedi, entrika, siyaset ve gerilimin tam dozunda verildiği ve enfes görüntülerle bezenen, muhteşem oyuncu kadrosuna sahip bir iş Çernobil. Karşınızda bir dizi değil bambaşka bir iş var, emin olun!

Çernobil faciasını biliyordum zaten, diziyle birlikte tanıştığım bir konu değildi. Ama izlediklerimle birlikte aslında hakkında bilgi sahibi olduğum şeyi hiç de bilmediğimi gördüm.

Ne acı ki… Her bölümünde tekrar tekrar anladım ki, cidden insan bir olayı, başına gelmediği sürece çok da anlamlandıramıyor.

Bir de insanlığın başına gelebilecek en berbat, en feci olay size ‘abartılacak bir şey yok, olur böyle şeyler canım’ modunda  yediriyorlarsa ve siz de buna inanmaya hazırsanız zamanla unutup gidiyorsunuz. Ne de olsa sizin başınıza gelmemiş!

Çernobil faciası 1986 yılında Ukrayna’da Çernobil Nükleer Santrali’ndeki tatbikat esnasında hatalı işlem sonucu gerçekleşen bir olay.

Çernobil’de yaşanan faciaya ‘kaza’ demek anlamsız gibi.

Sonrası nükleer santralde meydana gelen patlama, yangın, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarını 200 kat aşan radyasyonun açığa çıkması.

Ahmakça bir hata

Dizinin ilk bölümünde bunun bu şekilde gerçekleştiğini anlıyorsunuz fakat son bölümde esas sebebi, yani meselenin aslında ‘ahmakça’ bir hatadan kaynaklandığını anladığınızda kahroluyorsunuz.

İlk anda santralde ölen 31 kişiyle birlikte olayın vehametinin son bulacağını düşünüyorsunuz fakat daha sonrasında Türkiye’nin de dahil olduğu yıllarca sürecek  bir felakete adım atıldığına şahit oluyorsunuz.

İnsanın insana yaptığını herhalde başka hiçbir varlıkta göremezsiniz!

Kibrin, vurdumduymazlığın, iş bilmezliğin ve aman sendeciliğin nelere mal olabileceğini, devamında da çok az insanın kendi vicdanlarıyla nasıl baş başa kaldığına ve vicdan denen duygunun bazı insanlarda hiç bulunmadığına tanık oluyorsunuz. Son bölüm özellikle bunları görmek açısından dehşet vericiydi.

Çernobil dizisinin her bölümünde insanlara hükümetler tarafından göz göre göre nelerin yapılabildiğine, ne yalanların döndüğüne tanık olmak acı verici.

Bunları bu insanlar gerçekten yaşadı diyorsunuz ve buna tanık olmak, artık bunları biliyor olmak, o insanların öleceklerini bilmeleri, sakat doğan bebekler, hepsi, her şey içinizi sızlatıyor.

Üstelik Sovyetler Birliği’nin bu olayı dünyaya ve kendi insanına sanki hiçbir şey olmamış gibi yansıtmasını hayretler içinde kalarak izliyorsunuz.

 

Kaza demek haksızlık

Ve izledikçe Çernobil faciasına ‘kaza’ demenin haksızlık olduğunu düşünüyor insan. Çünkü bu kelime sanki farkında olmadan, bir anlık dikkatsizlik sonucu gerçekleşmiş hissi yaratıyor.

Hayır kesinlikle değil!

Kaza demek çok masum kalıyor.

Tamamen bile bile, santralin başındaki geri zekalı bir profesör yüzünden oluyor ne oluyorsa. Beraber çalıştığı üstelik de çok da bilgi sahibi olmayan, tecrübesiz elemanların tüm uyarılarına rağmen söylenen her şeye kulak tıkayan tek bir ahmak yüzünden gerçekleşen bir facia Çernobil! Sonrası vücudu yanan, yara bere ve acı içinde ölen insanlar, aileleri…

Yalanlar dolanlar, gizlenen gerçekler… Ciddiye alınması gereken olayın ve gerçeklerin ilk başlarda gizlenmeye çalışılması da cabası!

Ne desem, nasıl anlatsam da kafanızda canlandırmanız çok da olabilirliği olan bir durum değil aslında. Çernobil’in yakınındaki şehirlerde günümüzde yapılan ölçümler sonucunda radyasyon düzeyi normalin 40 katın üzerinde.

Facianın izlerinin tamamen silinmesi için 48 bin yıl gerekli.

48 bin yıl gerekli

Tüm radyoaktif kalıntıların temizlenebilmesi için 48 bin yıl gerekli! Vehamet derecesini anlamanız açısından bu bilgiler belki yardımcı olur.

HBO’nun bu dizisinin izlenme oranında bir anda patlama yaşanmasında ve dizinin fenomen hale gelmesinde gerçek yaşanmışlıklara dayanmasının yanı sıra tabii ki senaryonun çok iyi yazılması, oyuncu kadrosunun çok iyi olması ve elbette mekanların gerçeğe çok yakın kurgulanmış olması yatıyor.  

Beş bölümlük bu mini dizinin çekimleri Ukrayna ve Litvanya’da, kapatılmış bir nükleer santralde gerçekleştirilmiş olan dizinin yönetmeni film müzikleri de yapan, aynı zamanda aktör ve Breaking Bad, The Walking Dead  dizilerinin yönetmeni olan Johan Renck.

Dizinin senaristi ve yapımcısı Hangover II filminin senaristlerinden olan Craig Mazin.  Oyuncu kadrosunda Jared Harris’i olayı çözmekle görevlendirilen bilim adamı Valery Legasov , Stellan Skarsgard’ı Rusya Yakıt ve Enerji Bürosu Başkanı Boris Shcherbina ve Emily Watson’u da Sovyet Nükleer Fizikçi Ulana Khomyuk rolünde izliyoruz. Dizide Ulana Khomyuk gerçekte olmayan,  onlarca bilim adamını temsilen kurgulanmış bir kurgu karakter.

Netflix dizisi Çernobil, gerçek bir faciayı anlatıyor.

City 40 belgeselini izleyin

Çernobil’in etkisinden çıkmadan hemen City 40 belgeselini  izleyin…

Muhteşem bir Netflix belgeseli. SSCB’nin kendi atom bombasını geliştirmek üzere 2.Dünya Savaşı’ndan hemen sonra  kurmuş olduğu plütonyum üretim tesislerinin bulunduğu,  yıllarca gizli ve kapalı tutulan ve hatta haritada yeri gözükmeyen ‘var olan ama aslında yokmuş gibi’ yapılan yasak şehirler Mayak ve Ozersk şehirlerinin hikayesi.

İzlediğinizde sanki bir kutunun içine ‘cazip’ bir hayat sunularak ‘sezdirmeden’ hapsedilmiş insan hikayelerine inanamayacaksınız. İnsanların zamanla neleri kabullenerek ve üstelik de bunu fark etmeden yapmalarına tanık olacak, üzülecek, şaşıracak ve belki de insanlığınızdan utanacaksınız.

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.