Sıla Gençoğlu dayak mahkeme müzik ve Türkiye

Fatih Rençberler
Kitaplardaki ve filmlerdeki detaylara takılıyor. Detaylara bakmazsa kitap kapaksız, film sonu yokmuş gibi geliyor ona. Dünya edebiyatını yakından takip ediyor. İletişim: frencberler@gmail.com

Sıla Gençoğlu müziği, sosyal ve özel hayatı ile dikkat çekiyor. Ünlü şarkıcı aslında kent yüzlü tam bir Anadolu, Ege kadını… Bu yüzden seveni de çok sevmeyeni de.

Sıla Gençoğlu dayak mahkeme müzik ve Türkiye, başlığını koyduğumda aklımdan yüzlerce farklı imge uçuştu.

Kendine has üslubu ve sosyal duruşu ile müzik dünyasında olduğu kadar kamusal diğer alanda da dikkat çeken Sıla Gençoğlu belki de kitap olacak derecede incelenecek bir “marka” …

Müzik dünyasında dikkat çekici hızda ve sağlam adımlarla yürüdüğü kariyerinde Sıla, toplumsal alanda da sık sık gündeme geldi.  Yaşamındaki hassasiyetleri Sıla’yı şarkılarının ötesindeki bir alana da taşıdı.

Bunlar durum tespitlerim.

Sevgilisiyle yaşadığı adliyelik olaylar Sıla markasını yine farklı bir çizgiye ulaştırdı. Aşk kadını olduğu, aşka olan bakışı onun şarkılarından daha ötede, özel hayatındaki gizli anlarından kamuya açıldı.

Sıla’nın müziğini hiç dinlemeyenler bilmeyenler bile, bu kamuya açılma ile merak eder ve dinler oldu.

39 yaşında özgüveni çok yüksek bir kadın Sıla. Kendi şarkılarının sözünü yazıyor. Farklı bir üslupla seslendiriyor. Ve yaşadığı o adliyelik dayak olayında da farklı bir çıkış yapıyor.

Sılacılar ve anti Sılacılar

Medya üzerinden olayları takip edenler de Sıla’nın yanında olanlar ve olmayanlar diye de hani neredeyse ikiye ayrılıyor. Bu ikiye ayrılmada benim aklıma takılan asıl şey başka.

“Kadın olarak fazla ileri gitti” diye kıskançlığından çatlayanlar… “Kadın olarak fazla ileri gitti” diyerek muhafazakar bakışla eleştirenler… “Kadın olarak fazla ileri gitti” diye bir akılsız cümleyi kurabilme zihnine sahip olanlar… Daha da ötesi sosyal ve siyasal bakışından dolayı otomatik olarak Sıla’dan hazzetmeyenler… Tüm bu grupları aynı sepette tutarak bir kenara koyalım.

Diğer sepetteki gruba bakarsak… “Helal olsun kadına, olması gereken de bu” diye kahraman muamelesi yapanlar… “O adama fazlaydın zaten, sen daha iyilerine layıksın” diyenler… “İki tane de sen indiremedin mi?” diye hayıflanan ama tam destek verenler…

Hele hele bir grup daha var ki en nefret ettiğim tabiri kullanıyor Sıla için: “Erkek gibi kadın”

Şarkıları dilime geliyor… kül tablasını cisim olarak gözümün önüne getirmeye çalışıyorum. Sigara kullanmadığım için gerçekten kül tablasını cisim olarak hayal etmekte bir an zorlanıyorum.

Yerde sürünen, böbreklerine tekme yiyen Sıla gözümün önüne geliyor. Sahnede şarkı söyleyen dik duruşlu, güçlü sesli ama duygusal kadın birden hafızamda canlanıyor. Şarkı sözlerinin ne kadar güçlü olduğu ve İzmir havasını kokladığına dair resimler uçuşuyor kafamda.

Sıla’nın isminin manası

Sonra Sıla’nın isminin manasına takılıyorum. “Doğup büyüdüğü ve özlediği yer” yazıyor sözlükte. Denizli doğumlu İzmir havalı Sıla, Türkiye’nin Anadolu motifli şehirli kadınıdır.

Tüm modernitesine rağmen şehrin, Anadolu’nun sıcak insani kültürüne özlemdir Sıla. Samimiyet vardır çünkü. Bakışında duruşunda, sesinde…

Şehrin acımısızlığından korunmak adına yüzüne geçirdiği soğuk ve sert duruşa karşın, Ege’nin samimi seslenişidir Sıla.

Türkiye’nin son yıllarının karmaşık fotoğrafının bir bedende tezahürüdür biraz da Sıla.

“Erkek gibi kadın” diyor ya kimileri, bense tam tersi diyorum “Kadın gibi kadın. O kent yüzlü bir Anadolu kadını, Ege kadını” ve ondan dolayı seveni de çok, sevmeyeni de… 

ETİKETLER:
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.